Bugün biraz gerilere, 1972 yılına gidelim istiyorum.
7 Mayıs 1972'ye…
Siyasi tarihimizin özellikle de CHP'nin köklü geçmişinin çok önemli günlerinden biridir bu tarih.
O gün, Cumhuriyet Halk Partisi'nin 5. Olağanüstü Kurultayı yapılıyordu.
Ve bu kurultayda, 1938'den beri CHP'nin Genel Başkanlığını yürüten İsmet İnönü, siyasi hayatında hiç tatmadığı bir mağlubiyetle karşı karşıya kaldı.
Kurultayda biri partinin Genel Sekreteri Bülent Ecevit'e, diğeri Genel Başkan İsmet İnönü'ye ait iki bloklu "Parti Meclisi Listesi" yarışıyordu.
Kıran kırana yapılan seçimlerde, Ecevit'in listesi 709 oy alırken, İsmet Paşa'nın listesi ise 507 sınırında kaldı.
Bu çarpıcı tablo, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Mustafa Kemal’den sonra gelen ve "İkinci Adam" diye isimlendirilen İsmet İnönü liderliğindeki siyasi dönemin tükenerek, artık sona geldiğini gösteriyordu.
Nitekim bir gün sonra CHP Genel Başkanlık görevinden istifa ettiğini duyurdu.
Bu arada, parti yönetimi tarafından 14 Mayıs'ta ayrıca bir "Genel başkanlık Özel Kurultayı" da yapıldı.
Ne var ki, İsmet İnönü burada da kaybederek, ikinci kez hezimete uğradı: Eski sekreter Bülent Ecevit, 913 delegeden 828'inin oyunu alarak CHP’nin üçüncü genel başkanı ünvanını almış oldu.
İsmet İnönü, Ecevit'e neden yenilmişti?
Şüphesiz birden fazla sebep ve gerekçe var.
Mesela yaşlanmıştı, asker kökenliydi, artık ağır işitiyordu.
Bunların yanı sıra, 12 Mart 1971 muhtırasına sıcak bakması, Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının idam edilmesine yeterince karşı çıkamaması siyasi hayatını olumsuz etkiledi.
Oysa ki Ecevit, askeri muhtıraya (12 Mart) destek vermediği gibi, idamlara da açıkça karşı çıkmıştı.
Bu da onu adeta bir "UMUT", bir idol haline getirdi: "Umudumuz Ecevit" sloganına, o dönemde hemen her yerde rastlamak mümkündü.
Yardımcısı Bülent Ecevit’e yenilen İsmet İnönü sonrasında ne yaptı hatırlatayım; elli yıllık partisinden istifa ettiği gibi, siyasi hayata da veda ettiğini açıkladı. Bir yıl buçuk yıl sonra ise dünyaya da veda etti. Ecevit'e küs olarak bu dünyadan ayrıldığını da söylemek gerek.
Gelelim günümüze…
Dönemin CHP Genel Başkanı Deniz Baykal tarafından partiye çağrılan Kılıçdaroğlu, 2002 yılındaki genel seçimlerde İstanbul milletvekili olarak meclise girmişti.
Sonra da bildiğiniz gibi, 'kaset skandalı'nın ardından Baykal'ın genel başkanlıktan istifası sonrasında da 22 Mayıs 2010 tarihinde yapılan kurultayda, CHP'nin 7. genel başkanı oldu.
Kemal Kılıçdaroğlu'nun genel başkanlığı döneminde CHP, 2011 seçimlerinden itibaren her seçimi kaybetti. Kılıçdaroğlu en son, siyasi literatüre 'Türk Tipi İttifak' olarak geçen '6'lı Masa' ittifakını kazandıran isimdi. Ancak bu ittifak da Kılıçdaroğlu'nun kazanmasını sağlayamadı.
Bu seçimi de kaybedince CHP tabanında artık Kemal Kılıçdaroğlu'na yönelik eleştiriler arttığı gibi tabanda da Kılıçdaroğlu ile CHP'nin iktidara gelebileceğine ilişkin umutlar da tükendi.
4-5 Kasım 2023 tarihinde yapılan 38. olağan kurultayda da genel başkanlığı kaybederek, koltuğunu rakibi Özgür Özel'e bırakmak zorunda kaldı.
Gelelim bugüne. Tam da dünkü yazımda söylediğim gibi, 'mutlak butlan' davasından yine erteleme kararı geldi. Çünkü bu tür davalarda bir sonuç alınamayacağı, parti içine yönelik bölme ve partiye yönelik tartışmaların gündemde tutulması amacına yönelik olduğunu düşünüyorum.
Durum böyle olunca Kemal Kılıçdaroğlu'un bundan sonra, tıpkı 51 yıl önce Ecevit karşısında kaybeden İsmet İnönü gibi, siyasette bir 'bilen', onursal bir genel başkan olarak köşesine çekmesi beklenir.
Ama görünen o ki Kılıçdaroğlu bir türlü bırakmak istemiyor. 'Mutlak butlan' davası başta olmak üzere, Özgür Özel ve önetimini sıkıştıran her hukuki süreç karşısında, suskun kalarak bir nevi örtülü olarak destek veriyor.
Kılıçdaroğlu'nun 'koltuk hırsı'ndan dolayı bu şekilde hareket ettiğine inanmıyorum. İçinde bulunduğu küskünlüğün ve kırgınlığın, bu sessizliğinin nedeni olduğunu tahmin etmek elbette zor değil.
Fakat artık yapacak bir şey olmadığını sanırım kendisi de görüyor. Özgür Özel ve yönetimi, bu hukuki oldu bittilerle alaşağı edilse bile, CHP'de ve tabanda destek bulamayacağını kendisi de artık görüyor olmalı. Hele ki son olarak Ankara'daki Tandoğan Mitingi'nden sonra.
Kılıçdaroğlu'na artık şunu anlaması gerek. Nasıl İsmet İnönü'ye yenilen Bülent Ecevit o süreçten sonra 'Umudumuz Ecevit' sloganını dağa taşa yazdırdıysa, Özgür Özel de özellikle son yerel seçimlerde CHP'nin 1. parti olmasının ardından iktidara karşı olan vatandaşlar arasında, partili partisiz herkes için büyük bir 'UMUT' haline geldi.
Yani Özgür Özel ile CHP'nin iktidara geleceğine ilişkin umut, o kalabalıklara baktığınızda herkesin ortak düşüncesi oldu.
O yüzden Kılıçdaroğlu bence artık daha fazla zorlamamalı. Kırgın ve küskün biliyorum ama bir gerçeği artık kabul etmesi gerekiyor. O gerçekte şu ki;
"Tıpış tıpış sandığa gideceksiniz" dediği kitle, artık Özgür Özel ile bu yolu yürümek istiyor!
Kılıçdaroğlu ve İsmet İnönü
Yayınlanma :
16.09.2025 08:01
Güncelleme
: 16.09.2025 08:01
Yorum Yazma Kuralları
Lütfen yorum yaparken veya bir yorumu yanıtlarken aşağıda yer alan yorum yazma kurallarına dikkat ediniz.
Türkiye Cumhuriyeti yasalarına aykırı, suç veya suçluyu övme amaçlı yorumlar yapmayınız.
Küfür, argo, hakaret içerikli, nefret uyandıracak veya nefreti körükleyecek yorumlar yapmayınız.
Irkçı, cinsiyetçi, kişilik haklarını zedeleyen, taciz amaçlı veya saldırgan ifadeler kullanmayınız.
Türkçe imla kurallarına ve noktalama işaretlerine uygun cümleler kurmaya özen gösteriniz.
Yorumunuzu tamamı büyük harflerden oluşacak şekilde yazmayınız.
Gizli veya açık biçimde reklam, tanıtım amaçlı yorumlar yapmayınız.
Kendinizin veya bir başkasının kişisel bilgilerini paylaşmayınız.
Yorumlarınızın hukuki sorumluluğunu üstlendiğinizi, talep edilmesi halinde bilgilerinizin yetkili makamlarla paylaşılacağını unutmayınız.
Yorumlar
Kalan Karakter: