“Biz” dedik mi “onlar” demek çok kolaylaşıyor. “Ben” deyince de karşındaki birdenbire “sen” oluyor, araya dikenli teller çekilebiliyor. İnsanı hayvanlardan ayıran en önemli özellik konuşabilmesi; ama bazen konuştukça batıyoruz. İfade-i meram edelim derken devirmediğimiz çam kalmıyor, üstelik sıradan basit durumları dile getirirken. İş şu noktaya kilitleniyor: İnce eleyip sık dokumaya gerek duymadan duygularımızı hunharca karşımızdaki insanın üzerine saldığımızda sözcükler de birer silah halini alıyor ve “dannn!” diye muhatabımız iki kaşının arasından veya tam kalbinden vurulabiliyor.
Hayata tutunabilmek ve özvarlığımızı koruyabilmek için can suyu olarak kullandığımız duygularımızı sözcüklere aktaralım derken, yerli yersiz kullanımlarla başkalarının köklerini kurutabiliyoruz ne yazık ki. Nasıl bir iştahsa peş peşe geliyor, bazen de farkına varsak bile durduramıyoruz. Özellikle de bir tanesi var ki her ağzımızdan çıktığında dinleyenin kafasına çekiç gibi iniyor: “ben”, “ben”, “ben” …Konuşmamızın içinde çok fazla kullandığımızda dinleyicimizin önce esnediğini sonra da dudaklarının çaresizce susmamızı bekler gibi sağa veya sola kıvrıldığını görüyoruz. Hissiyatını yüzünden okuyabilir yahut tahmin yürütebiliriz: “Ne kadar bencilsin.” Dikkat etmezsek her sözcük kurulmuş saatli bombadır. Çok kullandığımız en bildik kelimeler tahmin bile edemeyeceğimiz yanlış anlamalara sebebiyet verip olmadık işler açabilir başımıza.
Şehir dışında okuyorum, yurtta kalıyorum mecburen. Yurt odaları da asker koğuşundan bozma olduğu için yirmi kız aynı odayı (koğuşu) paylaşıyoruz; uzak yakın, her yerden arkadaşımız var. Oda sakinlerimizden biri ta Kıbrıs’tan gelmiş okumaya. Oldukça sevimli bir kız; ama bize göre biraz farklı. Konuşurken fazlaca jest mimik kullanıyor; bir şeyler anlatırken, örnek verirken, bizimle derdini paylaşırken hep “siz” ve “biz” diyor. Bir gün kızcağız sırf merakından (şu an hatırlayamadığım bir yemeği) “Siz nasıl yapıyorsunuz?” diye sorunca onun bu “sizli bizli” konuşmasına uzun zamandır diş bileyen başka bir arkadaşımız, “Siz kimsiniz, biz kimiz?” diye bağırarak onun üzerine yürüdü.
Bağıran arkadaşımı kolundan tuttuğum gibi odadan dışarı çıkarttım. Elimi omuzuna koydum ve biraz laf ebeliği yaparak kültürel farklardan, ortam değişikliğinin insanları nasıl bocalattığından söz ettim fazla nutuk çekiyormuş gibi görünmemeye çalışarak. Herkes herkesi anladı sonunda, kırgınlık oluşmadan iş tatlıya bağlandı.
Birileri “biz” ve “siz”i fütursuzca art arda kullanınca o an ve o arkadaşımın patlayan öfkesi gelir gözlerimin önüne. İnsanların tehdit altında hissetmeleri için karşılarındakinin parmak sallamalarına pek gerek kalmıyor. Şahıs zamirlerinin dikkatli kullanılmaması da aynı hissiyatı yaratabiliyor.
Tecrübelerimle vardığım naçizane sonuç şu: “ben”, “sen”, “o”, “biz”, “siz”, “onlar”; namlunun ucuna öyle her zaman sürülmemesi gereken sözcükler. Bir dozu, bir ölçüsü olmalı. Bir de her cümlesinde üzerine basa basa şahıs zamirlerini kullananların bir süre sonra yalnız kalabileceğini düşünüyorum, çok iddialı olsa da. Vurguları kafada patlayan sözcükler olduğundan bunları kullananlar gürültücü ve kavgacı olarak algılanıyorlar kuvvetle muhtemel.
Bir de bu canım sözcüklerin (özellikle ben ve sen) “n” sesi üzerindeki nazallığı (genizden gelen, genizsel ses) doğrudan dikkatleri üzerine çektiğinden bambaşka frekanslar yaratıyor içimizde. “Biz” ve “siz” sözcükleri de bir hayli sabıkalı olabiliyor. Birkaç tekrardan sonra sonundaki “z” sesi epey bir zihin kamaşması yaratabiliyor. Sürekli “o”, “o” veya “onlar”, “onlar” diyen birinin konuşmasında bu sözcüklerde bulunan “o” sesinin, bilhassa bu ses uzatılarak söyleniyorsa yaratacağı tepkiyi sormayın gitsin.
Ağzımızdan çıkan en bilindik, en basit bir sözcüğü bile incelikli kullanmak zorundayız. Mükemmel, hipnotik ve anlam açısından çok zengin bir dilimiz var. Söylediklerimizin hangi kapıya çıktığına, özellikle de bizi birleştirdiğine mi ayrıştırdığına mı dikkat etmek zorundayız. Zaten yeterince kargaşa var her yerde, bir kargaşaya da “bizzzzzz” sebep olmayalım.
Saygılar, sevgiler…
'BEN, SEN, O, BİZ, SİZ, ONLAR'
Yayınlanma :
29.08.2024 08:42
Güncelleme
: 29.08.2024 08:42
Yorum Yazma Kuralları
Lütfen yorum yaparken veya bir yorumu yanıtlarken aşağıda yer alan yorum yazma kurallarına dikkat ediniz.
Türkiye Cumhuriyeti yasalarına aykırı, suç veya suçluyu övme amaçlı yorumlar yapmayınız.
Küfür, argo, hakaret içerikli, nefret uyandıracak veya nefreti körükleyecek yorumlar yapmayınız.
Irkçı, cinsiyetçi, kişilik haklarını zedeleyen, taciz amaçlı veya saldırgan ifadeler kullanmayınız.
Türkçe imla kurallarına ve noktalama işaretlerine uygun cümleler kurmaya özen gösteriniz.
Yorumunuzu tamamı büyük harflerden oluşacak şekilde yazmayınız.
Gizli veya açık biçimde reklam, tanıtım amaçlı yorumlar yapmayınız.
Kendinizin veya bir başkasının kişisel bilgilerini paylaşmayınız.
Yorumlarınızın hukuki sorumluluğunu üstlendiğinizi, talep edilmesi halinde bilgilerinizin yetkili makamlarla paylaşılacağını unutmayınız.
Yorumlar
Kalan Karakter: