Dünya bir yerlere doğru gidiyor, bizler de peşinden sürükleniyoruz. Hayat teknolojinin avuçlarında hızla şekil alırken biz içinde kayboluyoruz. Etrafımız dikenli tellerle çevrildi, işimizi kolaylaştırıyor diye her şeye göz yumuyoruz.
Yeni sosyal medya mesleklerine, sürekli önümüze atlayan sosyal medya ünlülerine… “Ne kadar rezillik, o kadar abone” mantığıyla hayatımızın tüm damarlarına girdiler. Her yanda mantar gibi patlayan videolarda, kimisi makyaj yapan, kimisi saçma sapan ürünler deneyen, kimisi de alışveriş öğreten sosyal medya ünlüleri birbiriyle yarışıyor.
En önemli ortak özellikleri malum ağdan aldıkları şilt, bedava yoldan para kazanma iştahları ve izleyenlerin beynine kazımaya çalıştıkları “Harcadıkça harca, harcamazsan adam değilsin.” fikri. Sayıları az da olsa içlerinde insanın ufkunu geliştirmek isteyenler de var tabii. Bu ikinci gruptakilerin bazılarını takip ederek yabancı dil öğrenebilir veya bozulan bir cihazınızı rahatlıkla tamir edebilirsiniz. Birinci gruptakiler onlara sayısal olarak bir hayli baskın. Çok olduklarından olağan hale geldiler ve çocuklarımız tarafından yaptıkları iş de bir hayli benimsendi. Hangi meslek mi? Böyle videolar hazırlayarak para kazanıyorlar ya, işte o. (Adını yazmaktan imtina ediyorum.)
Epey tartışıldı, üzerinde duruldu, tartışılmaya da devam ediyor; ama henüz bir çözüme ulaştırılamadı. En azından bir çıtası, bir kriteri yok. Onların o cilalı hayatını gören gençler, tıpkı onlar gibi olmak istiyorlar. Zaten bir başarı öyküsüymüş gibi şunu hep vurguluyorlar: “Biz başardık, siz de başarabilirsiniz.” Çoğu genç artık bir fayda üretmek yerine bedavacı bir hayatın ferdi olmayı istiyor. Sizin gözünüze böyle bir hayat sokulsaydı siz ne yapardınız? Çalışmaktan bir lanetten bahseder gibi bahsediyor gençlerimiz. En kötüsü de ellerindeki teknolojik zımbırtılar sayesinde çok bilge olduklarını sanıyorlar.
Sosyal medya içerikleri hayatımızın her zerresine kontrolsüzce girmiş durumda. Bu kadar kontrolsüzlük bir süre sonra bizi çürümeye götürecektir. Yavrularımız hep onlarla baş başa. Onların değer yargılarıyla yatıp onların değer yargılarıyla kalkıyorlar. Yabancısı, yerlisi bir tık yakınlarında. Biz küreselliği tartışa duralım, kötü haber şu: “Ulus sınırları çocuklarımızın zihinlerinde çoktan kalkmış durumda.” Onlar sosyal medya krallığında evde mutlu olduklarından daha mutlu olduklarını düşündükleri için o platformlardaki tüm değerleri kabul etmiş durumdalar.
Yavaş yavaş başka bir dünyanın vatandaşı haline geliyorlar. Oğlunuza veya kızınıza bakın, takip edin. Bizim kültürel değerlerimizin ne kadarını taşıyorlar? Belki sizin çocuğunuz şanslıdır bu konuda, ya diğerleri? Biz ve bizden öncekilerin kültürel dağarcığının milyonda birine bile sahip değiller ne yazık ki. Dimağları saçma sapan şeylerle dolu. Bizim en çok kullandığımız deyim ve atasözlerinin anlamını bile bilmiyorlar, sınavlarda sorsan “Çok zordu.” diye eleştirebiliyorlar rahatlıkla. Oysaki onların ana dili. Mesela “meydana çıkmak” ile “meydana gelmek” arasındaki farkı bilemediği için eli çenesinde dakikalarca düşünebiliyorlar. Türkülerimizin kaçını ezbere biliyorlar? Kaçının ezberinde güzel bir şiir var?
Geçenlerde bir arkadaşımın çocuğuyla sohbet etmeye çalışıyorum. Delikanlı lise son sınıfa gelmiş, aile “Yeter ki okusun.” düşüncesiyle ergenlik kaprislerinin çoğunu sineye çekmiş. Zevkleri ve uğraşılarıyla ilgili epey bir soru yağmuruna tutup bir yanıt alamayınca sustum. O kadar çabalayınca herhalde karşılık olsun diye o da bana bir soru sordu: “Sizin döneminizde internet yoktu, sıkılmıyor muydunuz?” Sosyal ağa mahkûm olduğunu anlayınca belki bir kısmı kulağında kalır umuduyla dönemin güzelliklerine örnek olsun diye gençken yaptıklarımı anlatayım dedim. Bando takımında olduğumu, tekvando ile uğraştığımı, edebiyat dergisi takip ettiğimi, mahalle arkadaşlarımla bütün gün oynadığımızı anlattım. Pek ilgilenmedi.
İleri de ne olmak istediğini sordum. Trans halindeymiş gibi tek kaşını kaldırarak o malum sosyal ağ işini (Doğallaştırmaya katkı olmasın diye yine yazmıyorum, siz biliyorsunuz zaten.) yapmayı düşündüğünü söyledi. Umutsuzca, içim burkularak veda ettim gence.
Çember daraldı, kontrolü elimize alıp çocuklarımızı tekrar bizim çocuklarımız haline getirsek iyi olur sanırım.
Saygı ve sevgilerimle…
Yorumlar
Kalan Karakter: