"Kıvanç Tatlıtuğ reklam yüzü olduğu giyim markasının reklam anlaşmasından 44 milyon TL kazanacak. Aynı marka geçtiğimiz günlerde Serenay Sarıkaya ile de 32 milyon TL'lik bir anlaşma yapmıştı" Evet, haber bu şekliyle servis edildi.
Toplamda 76 milyon TL. Bir kot giyim markası sadece reklam için iki kişiye ödüyor bu rakamı: 76 milyon TL. Baktığınız zaman 3 bin 454 asgari ücret ediyor. Peki ne yapacak bu parayı alanlar? O kotu giyip iki fotoğraf çektirecek, onbeş saniyelik bir reklamda oynayacak. Evet, ikisi de popüler "sanatçılar" olabilir ama bizim düzlemimizden baktığımız zaman ortada nasıl bir emek var, insan bunu sorguluyor. Yani, bir insanda ne olmalı ki böylesi bir parayı birkaç saatte kazansın.
Zaten ülkece sorunumuz da bu değil mi son yıllarda? Herkes kısa yoldan para kazanmanın derdinde. Zengini daha zengin fakiri daha fakir oluyor günden güne. Fakir elindeki üç beş kuruşu şans oyunlarına, sanal bahis sitelerine yatırıyor, niye yapıyor bunu? Kısa yoldan emeksiz zengin olmak istiyor. Bu ülkede emek verip de zengin olan insan sayısı kaçtır? Bir elin parmaklarını geçmez. Artık çocuklara bile sorduğunuzda ne olmak istiyorsun diye ya topçu ya popçu olmak istiyorlar. Topçuların aldıkları milyonlar ortada, saçma sapan şarkılar yapanların videoları milyonlarca kez izleniyor ve onlar da parayı hamuduyla götürüyor. Doğal olarak, okuyarak, emek vererek bir yere gelemeyeceğini düşünen gençler de çareyi internet fenomeni olmakta, topçu olmakta arıyor ister istemez. Yeteneği olmayanlar da ya cebindeki parayı bahis sitelerine kaptırıyor ya da mahalle kenarlarında torba tutuyor.
Bu 76 milyon meselesinin bir de öte yüzü var. Söz konusu firma iki "sanatçıya" totalde vereceği parayla 3 bin 454 asgari ücreti karşılıyor. Yani bu sanatçılara değil de kendi çalışanlarına verse bu parayı inanın daha büyük reklam olurdu. Yarın öbür gün bir sosyal hak için örgütlense bu firmanın çalışanları ve para istese firmanın çıkarıp bu rakamı vereceğini hiç sanmıyorum. Ama iki dizide oynayana bu paraları saçabiliyorlar. Gerçekten izanım yetmiyor bazen bu ülkedeki dengesizliklere. Bir tarafta bir ay köpek gibi çalışıp, bütün gün ayakta kalıp, lavabo ihtiyacını bile sayılı dakikayla giderip ayın sonunda 22 bin TL alanlar, diğer tarafta ise bir iki dizide oynamaktan öteye bir meziyeti olmayan ve 76 milyon TL alanlar. Adaletsiz bir düzen bu. Ve bu düzende emeği övmek, alın terini övmek gerçekten artık kifayetsiz kalıyor. Gençler de ister istemez bunları görüyor ve kararlarını kolay yoldan para kazanma yönünde veriyorlar. Tabi bu süreçlerde sosyal medyanın da büyük etkisi var. Youtube'da, Instagram'da, Tiktok'ta "fenomen" olan ve ayda milyonlar kazananlar da gençleri cezbediyor ve kimi zaman etkileşim uğruna akla hayale gelmeyecek şeyler yapıyorlar.
Burada bir suçlu aramıyoruz ancak büyük bir tehlike ile karşı karşıya olduğumuz aşikar. Emeğin, alın terinin hiçbir hikmeti harbiyesinin kalmadığı, gençlerin en kolay yoldan para kazanmanın yollarını aradığı ve bu uğurda geleceklerini tehlikeye attıkları bir dönemde yaşıyoruz. Emeğin en yüce değer olduğunu istediğimiz kadar anlatalım, karşılığını alamadıktan sonra nasıl anlatabiliriz ki çocuklarımıza bunu? Artık bizlerin de tıkandığı bir nokta burası çünkü çevremizdeki örnekler maalesef iyi değil bu manada. Çok zor bir dönemden geçiyoruz toplum olarak ve paranın insanları sokamayacağı şeklin olmadığını tecrübe ediyoruz. Son olarak, yapabileceğimiz pek de bir şey yok açıkçası bu düzlemde. Her ne kadar emekten, alın terinden bahsetsek de birilerinin milyonları saniyede cebine indiriyor olmasının mantıklı yanını sanırım hiçbir zaman anlatamayacağız.
Yorumlar 1
Kalan Karakter: