Yaya geçitleri sınıfsaldır. Gerçekten. Tıpkı hayatın diğer alanlarında olduğu gibi, her gün arşınladığımız yaya geçitleri de sınıfsaldır. Aynı kaldırımlar gibi. Bir söz vardır ya hani, “Kaldırımlar yükseldikçe, medeniyet iner” diye, yaya geçitleri de o misal sınıfsaldır. Nasıl mı?
Tramvaydan, dolmuştan indiniz ya da yayan halde geldiniz ışıklara, size yeşil yandı, hedefiniz yolun tam karşısına geçmek yani ilk önce orta refüje ulaşmak ardından da karşıya geçmek. Yeşil yandı, başladınız yürümeye, orta refüje geldiniz tam karşıya geçeceksiniz, hop bir bakıyorsunuz ki, size çoktan kırmızı yanmış bile. Yani sizin yolun karşısına geçme hakkınız kesintiye uğruyor sırf arabanız olmadığı için. Tabi işin metaforu bu. Yaya geçidi üzerinden genel durumumuza bakmakta fayda var. Mesela bankada hepimizin başına gelmiştir öyle değil mi? Sıramatikten numaramızı alırız, ha geldi ha gelecek diyene kadar bizden sonra gelen onlarca kişi işlemini yapıp da gider, biz hala bekleriz. İşte bu da sınıfsaldır. Yani banka önceliğini daha çok parası olan “hatırlı” müşterilerine verir.
Hayat sınıflardan meydana gelir. Durduğumuz yer bize sınıfımızı gösterir. Nasıl mı? Hadi bir örnek daha vereyim. Hepimiz büyük şehirlerde yaşıyoruz. Devasa bloklarda etrafı kalın duvarlarla çevrili, güvenlikli, otoparklı, yüzme havuzlu sitelerde “güven” içinde yaşayanlarla hemen yanı başında sobalı, isli evlerde tabiri caiz ise “varoşlarda”, aralarında bir metre ile farklı hayatlar yaşayanlar var. Dedim ya, hayat sınıflardan ibarettir diye, işte, okulda, hastanede kısacası hayatın her alanında bunu görebiliyoruz. Garip bir örnek daha vereyim, bunu konuşmalarımda sıkça dile getiririm. Kafasının tam ortasından kurşun yiyen İbrahim Tatlıses değil de herhangi birisi olsaydı, normal vatandaş mesela, sizce yaşar mıydı? İyi bir hastane, iyi doktorlar, paranın açtığı koca koca kapılar... Bizim ülkemizde milyonlarca örnek verebilirim bu sınıfsallık ile ilgili ama yazı amacından sapmasın.
Hindistan’da kast sistemi hala var ve kastlar arası geçiş yok. Bizde de artık elle tutulmayn, gözle görülmeyen bir kast sistemi var. Adı konmamış ama hissedilen bir sistem bu. Eğitim hayatında, sağlık hizmetlerinde, barınma konusunda ve sayabileceğimiz bir çok meselede aramızda sınırlar var. Herkes eşit bir şekilde sağlık, eğitim, barınma gibi hizmetlere ulaşamıyor. Doğal olarak da bu fark çocuklarımız üzerinde de değişmiyor ve görünmez kast kuşaklar arası sürüyor. Babası müteaahhit olan çocuklarla, babası işçi olan çocukların hayatı aynı olmuyor maalesef. Kast devam ediyor.
Basit bir yaya geçidinden geldiğimiz noktaya bakarsak, bu hayatta her şey sınıfsaldır. Bize düşen ise bulunduğumuz sınıfı iyi tahlil etmek ve mümkünse sınıflar arasında geçiş yapmayı önümüze koyan sistemi baştan reddetmektir. Kim bilir, bir bakmışız ki, sınıflar yok olmuş. Ne dersiniz, hoş olmaz mıydı?
Yorumlar
Kalan Karakter: