Öyle gürültülü bir hayatın içinde yaşıyoruz ki topluca çıldırmamamız şaşırtıcı. Apartmana giriyorsun, kural tanımaz insanlar tepenizde sanki dünyada bir onlar varmış gibi gümbür gümbür evinizi başınıza yıkabiliyor. “Çocuklar yapıyor, kusura bakmayın,” deyince akan sular duruyor. O çocuklar ki anne ve babaları tarafından çocuk parklarına götürülüp enerjileri atılmadığı için evi stadyum olarak kullanıyorlar, onlar da haklı; tam oyun çağı ne yapsınlar? Sokağa çıkıyorsun, trafik Allah versin; korna, birbirlerine avaz avaz bağırarak anlaşmaya çalışan insanlarımız, küfrün biri bin para.
Eğitim öğretim kurumlarındaki tantanayı hiç sormayın. İlköğretim, ortaöğretim ve hatta üniversitede bile durum aynı. Çocuklarımızın eğlence ve iletişim anlayışı da tıpkı bizimkisi gibi: Bağırmak, hatta böğürmek. İnsanın içi çiziliyor. Bu kadar gürültü patırtının içinde gerçekten işe yarar bir şeyler öğrenebiliyorlar mı? Peki öğretilmeye çalışılanları yeterince belleyebiliyorlar mı? Öğrendiklerini özümsemek için bir kenara çekilip öğretilenler üzerinde zaman zaman sessizce tefekkür etmeleri gerekmez mi? Yine aynı sessizlikte merak ettikleri bir konuyu araştırmak için okumaya ihtiyaçları yok mu? Hangi köşede yapacaklar bunu, böyle bir yer kaldı mı bu toplumda? Zaten çeldiricileri ve dikkat dağıtıcıları (televizyon, sosyal medya) bir iki jenerasyon öncesinden bir hayli fazla. Zihinlerinin içi mahşer yeri gibi. Dışarıdan bir curcuna enjekte edilmesine hiç ihtiyaçları yok.
Kimseler kendini kandırmasın; bu kadar gürültünün içinde kültür aktarmak, düşünen ve üretebilen insanlar yetiştirebilmek, okuyan ve araştıran bir nesle sahip olmak imkânsız. Bir de bunların üzerine biz yetişkinler başka bir konu yokmuş gibi sürekli siyaset konuşarak volümü iyice artırıyoruz. Bir faydasını da göremedik millet olarak. Parmak kadar çocuklar bile işin içine dahil olup fikir beyan etmeye başladı. Hatta sokak röportajlarında etrafta başka kimse yokmuş gibi siyasi görüşlerini almak için onlara mikrofon uzatma gafletinde bulunabilecek kadar şaşkınız. Oysa onların bunlarla muhatap olacağına dilimizin ve kültürümüzün en güzel örnekleriyle hem dem olması gerekmez mi? “Dünyadan ve gündemden haberdar oluyorlar,” savunması ne kadar doğru? İlkokul öğrencisinin gündemin içinde boğulmasına ne gerek var? Psikolojileri ne hale geliyor? Onlar çocukluklarını yaşıyorlar, bunu kirletmeye ne hakkımız var?
Sürekli siyasetin tartışıldığı, gergin bir ortamda onların sağlıklı bir ruha sahip olmalarını bekleyemeyiz. Üzerimize düşen görevi yerine getirmiyoruz. Onlara huzurlu bir ortam sağlayamıyoruz. Bunca şamata, bunca velvele, bunca kavga ve gürültü içinde onları düşünen, fikri olan insanlar haline nasıl getireceğiz? Bir çocuk ancak gördüğüne ikna olur. Biz sorunlarımızı bağıra çağıra hallediyor ve çoğu zaman yumruklarımıza güveniyorsak onların gelecekte yapıcı birer birey olabilmelerini bekleyemeyiz.
Hepimizin bu ortamdan ve gündemden kafası şişti. Herkesin en azından çocukları için köşesine çekilip biraz kendisiyle hasbihal ederek sakinleşmesi gerekir. İnsanoğlunun en büyük ihtiyacıdır sessizlik. Hatta duyamayanlarımız için bile. Çünkü gürültünün içindeki öfkeyi herkes duyar ve ondan rahatsız olur.
Uzun bir süre işitme engelli öğrencilerle çalıştım. Küçücük bir okuldu, yatılı bölümü de olduğundan gece nöbetine de kalıyorduk. Nöbetçi olduğum bir gecenin sabahında kalktım, etrafı kolaçan ediyorum. Yatakhaneler okulun dershane bölümünün bir kat üstünde. Aşağıdan başlayayım, önce sınıf katını kontrol edeyim dedim. Bütün sınıflara bir ölüm sessizliği sinmiş, öğrenciler henüz sıcak yataklarındalar. Sınıf katındaki koridorun dibinde, pencerenin önünde birini fark ettim; ışıkları açtım. Önce müstahdemlerimizden biri sandım. Biraz yaklaşınca üzerinde okul üniforması olduğunu fark ettim. Dirseklerini pervaza dayamış, başı ellerinin arasında alemi seyre dalmış. Yavaşça yaklaşıp omzundan çektim. Altıncı sınıflardan bir öğrencimiz, Uğur. Orda öyle yarı beline kadar sarkmış ne yaptığını sordum. (Tabii işaret diliyle…) Aynen şöyle bir cevap verdi: “Sessizliği dinliyorum."
İşitme duyusunu kaybetmiş bile olsa sessizlik insanın insan olabilmesi için temel ihtiyaçlarından biriymiş meğer, o zaman anladım. Duymayan bir insan bile gürültüden bu denli etkileniyorsa varın biz duyanların halini siz düşünün. Çok önemli bir şeyi de es geçiyoruz bu arada: Medeniyet sessizlikte boy verir. Biraz sessizlik ve huzur lütfen.
Sevgiler, saygılar…
BİRAZ SESSİZLİK LÜTFEN…
Yayınlanma :
10.02.2025 08:40
Güncelleme
: 10.02.2025 08:40
Yorum Yazma Kuralları
Lütfen yorum yaparken veya bir yorumu yanıtlarken aşağıda yer alan yorum yazma kurallarına dikkat ediniz.
Türkiye Cumhuriyeti yasalarına aykırı, suç veya suçluyu övme amaçlı yorumlar yapmayınız.
Küfür, argo, hakaret içerikli, nefret uyandıracak veya nefreti körükleyecek yorumlar yapmayınız.
Irkçı, cinsiyetçi, kişilik haklarını zedeleyen, taciz amaçlı veya saldırgan ifadeler kullanmayınız.
Türkçe imla kurallarına ve noktalama işaretlerine uygun cümleler kurmaya özen gösteriniz.
Yorumunuzu tamamı büyük harflerden oluşacak şekilde yazmayınız.
Gizli veya açık biçimde reklam, tanıtım amaçlı yorumlar yapmayınız.
Kendinizin veya bir başkasının kişisel bilgilerini paylaşmayınız.
Yorumlarınızın hukuki sorumluluğunu üstlendiğinizi, talep edilmesi halinde bilgilerinizin yetkili makamlarla paylaşılacağını unutmayınız.
Yorumlar
Kalan Karakter: