İnsan olarak yaratılmış olmakla eşit başlarız, “eşref-i mahluk” payesi hepimize ilk doğum çığlığımızla bahşedilir. Uzuvlarımız değil; ama onurlarımız aynıdır. Kimimiz gözlerinden, kimimiz bacağından, kimimiz kulağından mahrum olabilir; ama onurlarımız birdir. Önümüze yollar çıkar, belli kararlar vermek zorunda kalırız. Bazen kaderin kıvrımlı yollarında öyle kavşaklara denk geliriz ki vereceğimiz kararlar bizim insan olarak kalmamızı ya sağlar ya da insanlık çizgisinden çıkarır bizi. Gözümüze basit görünen, hem bu kadarcığından ne olacak dediğimiz edimlerimiz bizi yavaş yavaş başka bir yaratığa dönüştürür. Önümüze iki yol açılır, hangi yola sapacağımız kimliğimiz olur. Mesela, herkesin hedef tahtası haline getirdiği masum birini sırf herkes taşlıyor diye bir taş da biz atar, reyimizi onu taşlayanlardan yana kullanırız. Bir sürü gerekçemiz olabilir: Hayatı bize zorlaştırmasınlar, düzen bozulmasın, işimiz elimizden gitmesin, ekmek kapımız kapanmasın, güçlü olanın gücünden yararlanalım, sürüden ayrılmayalım…Bu sebeplerden biriyle adım attıktan sonra başımızı yastığa bir insanmışçasına nasıl koyabiliriz? Aynada kendi gözlerimizin içine nasıl bakabiliriz?
Pazarda üstü başı dökülmüş yaşlı başlı bir kadınla pazarlık ederken önünde duran bir bağ pancarın parasının tek geçim kaynağı olduğunu bile bile ucuza kapatma niyetiyle dakikalarca pazarlık ediyorsak insanlığımızı nasıl muhafaza etmiş olabiliriz? Küçük bir çocuğa kendini gayet haklı bularak bas bas bağırmak, sesini çıkarmıyor diye güçsüz sandığımız birine edilen hakaret, ‘önce ben’ mantığıyla diğerine yüklediğimiz sorumluluklar, egomuzu tatmin etmek için başkalarının içinde sırf bizi seviyor diye dili lal olmuş birini küçük düşürmeye çalışmak, alışveriş yaparken ürün yığınından çekip aldığımız tişörtü tezgahtarlar nasıl olsa topluyor diye umarsızca fırlatıp atmak, bu kadar gürültüye katlanmak zorundalar diye komşumuzun üzerinde ter ter tepinmek …Daha milyonlarcası…
Bir toplumu yok etmek istiyorsan bu tip davranışları normalleştirmekle işe başlayacaksın; işkenceler, zulümler, cinayetler kısmına gelinmeden önce “bencilliğin ve adaletsizliğin” en doğal hak olduğu yalanını toplumun bütün fertlerine benimseteceksin. Toplumun vicdanında bunlarla çatlaklar oluşturulduktan sonra onu kırmak gayet kolay. Bunu yapmak isteyenlerin işleri son dönem teknolojileriyle epey bir kolaylaştı. Kontrolsüz bir şekilde her an göz önünde olduklarından okullarda verdiğimiz her türlü eğitime de galip geliyorlar. Sistematik yok edişin en güzel enstrümanları zihnimize kendi terennümlerini gayet güzel yerleştiriyor. “Sen eşsizsin, sen biriciksin…Bu senin hakkın…Bak bizler ne parlak hayatlar yaşıyoruz. Sen de bizim gibi ol, mutlu olacaksın. Bizim gibi olmazsan bu şahane dünyadan uzak kalacaksın.” Sosyal ağlarda dolaşan videoların ve bilgilerin çoğu bu iletileri taşıyor. İsim vermeden örneklendirelim. Bir fenomen ölüyor, fenomen olan diğer kız kardeş ve adı birçok adli olaya karışmış başka bir fenomen güle oynaya onun ruhuna helva kavuruyorlar. Hatta ölen fenomeni böylesine güzel bir ailesi olduğu için çok şanslı buluyorlar. Sözüm ona çok kederliler. Mutluluk ve tebessümlerle kavurdukları unu arada bir kameraya gösterip kıkırdıyorlar. Bu cüreti nereden buluyorlar? Elbette ki bizden, yani toplumdan. Maalesef böyleleri bizlere her şeyi gayet rahatlıkla yedirebileceklerini düşünüyorlar. Belki nezaketimizden, belki tepkisizliğimizden, kuvvetle muhtemel onların hayatına olan ilgimizden.
Şapkamızı önümüze alıp hepimizin düşünmesi gerekir. Bu tip görüntülerin insanlığımızda bir çatırdama olduğunu görmezden gelemeyiz. Böyle şişirilen tiplerin her yerde çocuklarımızın karşısına çıkmasını engellemenin zamanı gelmedi mi? Neyi bekliyoruz? Binlerce gencin onların izinden gidip onlara dönüşmesini mi? Çalışmayıp her türlü rezillikle fenomen olunup para kazanılması ortalarda dolaşırken insanlıktan nasıl bahsedeceğiz? Her zaman gençliğimizi kuşatmak ve onu edilgen hale getirmek isteyenler oldu; ama hiçbir dönemde çocuklarımız ve gençlerimiz bu kadar sahipsiz kalmadı. Hava atmak ve bedavacılığı öyle bir yüceltiyorlar ki fenomen olmak uğruna her yola girebilirler bu sahipsizlik içinde. İşsizlikle mücadelenin zorluğunu da ekleyince doğabilecek sonuçları siz düşünün. Kendini yetiştirme, donanım sahibi olma iç güdüsü kalmadı çocuklarımızda. Olanlar da ahmak yerine konulduklarından sesleri pek çıkmıyor. Bileğinin hakkıyla bir yerlere gelmenin kalıcı, birdenbire yıldızını parlatmanın ise geçici olduğunu kavratamıyoruz. Sosyal medyada gençlerin gözüne bir şeyler sokulacaksa bu sokulmalı. Aniden yükselen insanların, aniden düşüşlerini gösteren videoların dolaşımı sağlanabilir pek ala. Önce disko topu gibi parlak bu dünyanın ışığını kesmeli (bu tip yayın yapanların yayınlarına son verilmeli), sonra da bir parça gerçek gün ışığını sokmalıyız gözlerine. Başkalarının hakkına girme, kolay yoldan para kazanma, iftira atma gibi büyük suçları sıradan uyanıklıklar gibi görmeleriyle başlayan süreç bize çok pahalıya mal olmaya başladı. Bugün en büyük sorunlarımızdan biri de gençler ve hatta çocuklar arasında suçun iyice yaygınlaşması. Çocuklar çocukları katlediyor artık; çünkü kökünde basit suç gibi algılanan edimlerin durdurulmaması var. Yapılan yanlışlara müsamaha göstermek toplumu yavaş yavaş büyük bir yıkıma götürüyor, görebilene.
Sevgiler, saygılar…
İnsan kalmak ve toplumsal çürüme
Yayınlanma :
30.06.2025 08:48
Güncelleme
: 30.06.2025 08:48
Yorum Yazma Kuralları
Lütfen yorum yaparken veya bir yorumu yanıtlarken aşağıda yer alan yorum yazma kurallarına dikkat ediniz.
Türkiye Cumhuriyeti yasalarına aykırı, suç veya suçluyu övme amaçlı yorumlar yapmayınız.
Küfür, argo, hakaret içerikli, nefret uyandıracak veya nefreti körükleyecek yorumlar yapmayınız.
Irkçı, cinsiyetçi, kişilik haklarını zedeleyen, taciz amaçlı veya saldırgan ifadeler kullanmayınız.
Türkçe imla kurallarına ve noktalama işaretlerine uygun cümleler kurmaya özen gösteriniz.
Yorumunuzu tamamı büyük harflerden oluşacak şekilde yazmayınız.
Gizli veya açık biçimde reklam, tanıtım amaçlı yorumlar yapmayınız.
Kendinizin veya bir başkasının kişisel bilgilerini paylaşmayınız.
Yorumlarınızın hukuki sorumluluğunu üstlendiğinizi, talep edilmesi halinde bilgilerinizin yetkili makamlarla paylaşılacağını unutmayınız.
Yorumlar
Kalan Karakter: