Gözlerimizin önüne serilmiş bu dünyada her şeyi fark edebilmemizin biricik yolu zihnimizi ve duygularımızı işbirliğine geçirebilecek bir eğitimden geçmemizdir. Çağımızda biraz zor görünüyor; çünkü akıl çeldiricilerimiz oldukça çoğaldığından bölünmüş dikkatlerimiz gözümüzün önüne bir perde çekmekte.
Bırakın sorunlarına alternatif çözümler bulmayı, insanımız maalesef anadiline tam anlamıyla hakim olamadığı için sosyal hayatımız kıran kırana geçiyor. Ne yazık ki geleceğimizin teminatı umudumuz yavrularımız da bundan payını alıyor.
Evlatlarımızı yavaş yavaş kaybediyoruz. Eskiler “ifade-i meram” derlerdi, “dilek ve maksadını anlatmak” yani. Etrafınızdaki çocuklara bir bakın lütfen, bunu gerçekten yapabiliyorlar mı? Çocuklara tekrar döneceğiz; bir de onların içinde yetiştiği, her gün yüz yüze olduğu çevreye bakalım. Boş vermişlikler, yozlaşmalar hat safhada. Ununu elemiş, eleğini asmış bir eğitimci olarak “Okuyan ebeveyn olun.” bile diyemediğim için en azından günlük hayatta sahip olduğumuz, varlığını bile çoğu zaman unuttuğumuz kültürel varlıklarımıza sahip çıkın demekle yetiniyorum. Bunun en başında kullandığımız dil geliyor. Onları karşımıza alıp basit şeyler üzerinde fikir alışverişi yapıyor muyuz? Çoğumuz aynı evin içinde ayrı dünyalar halinde yaşayıp gidiyoruz. Bakın sınav sonuçlarına; bırakın matematik yapmayı okuduğunu anlayamadıkları için anadiliyle yazılmış paragraf sorularından sıfır çekiyorlar. Kim ne derse desin büyük çoğunluk bu durumda. Tekmeli tokatlı televizyon dizileri ve sosyal medya platformları anne babaların yerini almış durumda. İstediğiniz kadar yasaklayın bu platformları, biri gidince mantar gibi yerine başkaları bitiveriyor. Çocuklarımız bizi, bizler de onları anlayamamaya başladık.
Yani sonuç olarak çocuklarımız birer birer işgal ediliyor. Tabi ki teknolojiden bihaber olmalarını bekleyemeyiz. Ama gerçek dünya gibi algıladıkları bu dünyada onları rehbersiz bırakmamalıyız. Tamamen kontrollü bir biçimde ve çok sınırlı olarak kullanmalılar bu teknolojiyi. Çoğu elinden cep telefonu alınınca organını kopartmışsın gibi acı çekiyor. Eminim bunun bağımlılık tedavilerinde bir karşılığı vardır. Paranın bile dijitalleşmeye başladığı dünyada savaşlar da dijital ortamda verilecek. Peki bizim çocuğumuz bunun neresinde? Komplo teorisi mi? Alın elinden o cihazları, birkaç hafta normal bir aile gibi yaşamaya çalışın. Denemesi bedava?
Kuşaklarla ilgili övgü dolu sözleri de boş verin gitsin. Bilmem ne kuşağı iki üç işle aynı anda uğraşabiliyor da safsata. Derinlik diye bir şey var kardeşim. Hem teknoloji bağımlısı çocuklara bir bakın başladığı işi tamamlayabiliyor mu? Küçük parmaklarının yegane yeteneği tuşların üzerinde gezinmek. Kendi söküğünü bile dikemeyen, düğmesi kopsa yaygara koparan yetişkinler haline geliyorlar. Saygıdeğer anne babalar, o cihazın kontrolü sizde olsun. Ta ki çocuklarınız rüştünü ispatlayana, gerçekten yetişkin olana kadar.
Saygılar, sevgiler…
Yorumlar
Kalan Karakter: