Özel eğitim "sektöründe" çalışan öğretmenlerin mücadelesi devam ediyor. “Sektör” diyoruz çünkü eğitimin özelleşmesi onu bir sektör haline getirmiş durumda. Eğitimin özelleşmesi fırsat eşitliğini öğrenciler açısından ortadan kaldırdığı gibi bu eşitsizlik öğretmenleri de etkilemekte ve insani koşulların çok altında çalışmalarına neden olmaktadır.
Ülkemiz Anayasası ne diyor ve son 20 yıllık süreçte biz neler yaşıyoruz? Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nda eğitim ve öğrenim hakkı, temel bir insan hakkı olarak TBMM Anayasa Metni Madde 42 ile anayasal güvence altına alınmıştır: "Kimse, eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılamaz." Teknik olarak baktığımızda ülkemizde kimse "eğitim-öğrenim" hakkından mahrum değil gibi ancak iş eşitliğe geldiğinde gerçek hiç de öyle değil. Bugün Hakkari'nin bir köyünde eğitim gören, Gümüşhane'nin bir dağ köyünde eğitim gören, Samsun'un varoş bir mahallesinde 60 kişilik sınıflarda eğitim gören çocuklarla, özel okullarda 10'ar kişilik sınıflarda, akıllı tahtalarla, sosyo-ekonomik olarak sağlıklı bir ortamda yetişen, öğle yemeğine haiz çocukları aynı sınava sokmak ve aynı başarıyı beklemek nasıl bir haksızlık doğuruyorsa, aynı emeği sarf eden öğretmenlerin kamuda çalışan öğretmenlerden farklı düzeyde sosyo-ekonomik koşullara sahip olmaları da aynı haksızlıktır. İşin özetinde eğitim ve sağlık hakkı "herkese eşit" ve ücretsiz olmalıdır. Fırsat eşitliği ilkesi ihlal edilmemelidir ki devletin asli görevi de bu olmalıdır.
Özel eğitim öğretmenleri de işte bu fırsat eşitsizliğine karşı günlerdir Ankara'da eylemde.
Demokratik haklarını kullanarak sıkıntılarını yetkililere ve kamuoyuna duyurmaya çalışıyorlar. Ancak günlerdir baskıyla karşı karşıyalar. Bu baskılar neticesinde ise aldıkları karar çok ses getirecek düzeyde. Neden derseniz? Süreklilik arz eden bir eylemlilikte sonuç alınmadığı vakit başvurulan yollardan birisi açlık grevidir. Dünya tarihine baktığımızda örnekleri çoktur. Bir yerden "sonuç alamayınca" yani başvurulan tüm yollar kapanınca son çare olarak açlık grevi devreye girer. Öğretmenler de demek ki tüm yolları tüketti ki bu yola başvurmayı seçtiler.
Peki ne istiyor bu insanlar? Neyin derdindeler? Hele ki okullar tatile girmişken, aileleri ile vakit geçirme fırsatları varken, tatile çıkma imkanları varken, neyin mücadelesini veriyorlar?
Mesela bir örnek vereyim; çocuğunu özel okula veren veliler, öğretmenlerin okulların kapandığı iki buçuk aylık dönemde sözleşmelerinin bittiğini, yaz ayı boyunca maaş alamadıklarını, bir dahaki seneye sözleşme yapılacak mı yapılmayacak mı şüphesi ile koca bir yazı geçirdiklerini biliyor mu acaba?
Ya da, özel okullarda öğretmenlere verilen ücretlerin ekseriyetle asgari ücret olduğunu hatta bazı okullarda asgari ücretin altında ücret ödendiğini biliyorlar mı?
Ya da, öğretmenlere derse girme işinin haricinde angarya işler yüklendiğini, okulun "tanıtımı" için zorlandıklarını, "müşteri" bulmaya itildiklerini biliyorlar mı?
Ya da, bazı okullarda öğretmenlerin çıkan yemekten dahi faydalanamadıklarını?
Vesaire, vesaire...
Örnekleri çoğaltmak mümkün. Sonuç olarak, öğretmenler bir toplumun öncü bireyleridir, örnekleridir, onların göreceği muamele, şiddet, dikkate alınmama bizlerin geleceğini tehlikeye düşüren, öğretmenin itibarını zedeleyen bir durumdur.
Peki öğretmenler ne istiyor, ne için mücadele ediyor?
Öncelikle taban maaş güvencesi istiyorlar, insani çalışma koşullarına sahip olmak istiyorlar bakın tekrar yazıyorum "insani çalışma koşulları", bunu yazmak dahi ağır geliyor. Kamudaki meslektaşlarıyla eşit özlük haklarına sahip olmak istiyorlar, asgari ücrete mahkum olmak istemiyorlar, her eğitim öğretim yılı başında yenilenmek zorunda kalınan belirsiz veya tek taraflı dayatılan sözleşmeler yerine, güvenceli ve tek tip iş sözleşmelere geçilmesini talep ediyorlar. Ek ders ücretlerini, ek mesailerini istiyorlar. Maaşlarının ve SGK primlerinin tam yatırılmasını talep ediyorlar. Ücretlerin eksiksiz, elden ödeme olmadan ve zamanında yatırılmasını talep ediyorlar. Ayrıca, devletin denetim mekanizmasını işletip özel okullardaki haftalık yasal çalışma sınırlarının aşılmaması, angarya çalışma koşulları ve mobbing hususlarında devreye girmesini istiyorlar.
Kısacası, özel eğitim öğretmenleri, özel okul sahiplerinin öğrenci başına milyonlarca lira kazandığı bu lanet sistemde, sadece insanca yaşam koşullarına sahip olmak istiyorlar. Bu hakları değil mi? Ve çok geç kalınmadı mı?
Yorumlar
Kalan Karakter: