Günlük yaşamın akışı içerisinde, bireylerin yaşamları boyunca en az bir kez duyduğu ve kimi zaman kendi kendilerine de tekrar ettikleri bir ifade vardır: “Gül geç” ya da “Boş ver, gülüp geç.” Bu ifade, çoğunlukla iyi niyetli bir tutumun dışa vurumu olup, arka planında “takılmama”, “önemsememe”, “duygusal yük oluşturmama” gibi telkin edici bir amaç taşır.
Kullanım amacı incelendiğinde; kişinin istemediği bir söz duyduğunda, moral bozukluğu yaşadığında veya kısa süreli duygusal durumunda dalgalanma olduğunda tercih edilen bir yatıştırma stratejisi olduğu söylenebilir. Anlık ve etkisi sınırlı olaylarda gerek bireyin iç sesi gerekse yakın çevresi tarafından dile getirilen bu telkin, yüzeysel bir rahatlama işlevi görür.
Bununla birlikte, söz konusu telkinin süreklilik kazanması durumunda etkisinin aynı düzeyde kalıp kalmayacağı tartışmalıdır. Küçük rahatsızlıklara karşı sürekli “gülüp geçme” eğilimi, bireyin dışarıdan algılanan kişiliği üzerinde olumsuz sonuçlar doğurabilir ve pasif bir baş etme şekli olarak düşünülebilir. Örneğin, terslenme, kırılma ya da sözünün kesilmesi, imada bulunulması gibi durumların her defasında “gül geç” yaklaşımıyla karşılanması, kişinin duygusal sınırlarını belirsizleştirebilir. Hatta daha ileri seviyede, birikerek duygusal patlamaya neden olabilir.
Oysa bazı durumlarda “gülmemek” ve özellikle “geçmemek” daha işlevsel ve gereklidir. Bireyin varlığı yalnızca niceliksel değil, niteliksel açıdan da değer taşır. Bu niteliğin korunması ve etkin bir iletişim zemininin oluşturulması için, her olumsuz deneyimin kayıtsızlıkla geçiştirilmemesi önemlidir. Kırılma, incinme ya da saygısızlık içeren durumlarda, bireyin bu deneyimlere yönelik bilinçli bir duruş sergilemesi ve iletişim sınırlarını ifade etmesi, öz saygı açısından sağlıklı bir yaklaşım sunar. Bununla birlikte dinleyen, dinlediğini anlayan, anladığını teyit eden ve kendini ifade eden empatik bir iletişim, her türlü olumsuzlukların önüne geçerek, negatif duygusal birikimlerin olmamasını sağlayacaktır.
Sonuç olarak, kısa vadede rahatlatıcı görünen “gülüp geçme” hali, her bağlamda sürdürülebilir değildir. Küçük problemlerin etkin iletişimle çözümlenmesi sağlanarak, daha büyüklerinin olmasının önü kesilir.
Arkadaş, dost sohbetlerinde kalıcı gülüşler biriktirmeniz dileğiyle…
Yorumlar
Kalan Karakter: