Modern felsefenin kurucu isimlerinden René Descartes’in o meşhur sözünü bilirsiniz: “Düşünüyorum öyleyse varım.”
Bu söz öylesine söylenmiş bir ifade değildir. Descartes, uzun felsefi uğraşları sonucunda insanın düşünebilme yetisinin, varlığının gerçek kanıtı olduğu sonucuna varır. “Düşünen ben”i çalışmalarının merkezine alır ve gerçek bilgiyi bu merkezden inşa eder.
1596-1650 yılları arasında yaşamış René Descartes’in insanın düşünce yetisini merkeze alarak yaptığı mantık yürütmelerini günümüzde ‘düşünmeden’ edemiyorum. Tabii bendeki “düşünce” felsefi anlamda tümellerin varlık kanıtına dair bir sorgulama değil. Daha çok, 2025 yılını tamamlarken insan düşüncesinin, diğer bir ifade ile modern felsefeyi başlatacak kadar güçlü olan bu yetinin, hayatımızda nasıl bir yer tuttuğuna dair farklı bir bakış açısı.
Şöyle bir durup kendimize şu soruları sormayı öneriyorum. Birlikte düşünelim:
-Günlük yaşantımızda zihnimiz en çok ne ile meşgul?
-Aylar, yılın çeyrekleri ve dönüp 2025’e baktığımızda, zihinsel enerjimizi en çok hangi konulara ayırdık?
-Neden özellikle bu konuları düşündük?
-Bu düşünceler bize ve çevremize ne kazandırdı, neler kaybettirdi?
-Düşüncemiz eyleme dönüşsün ya da dönüşmesin, hangi sonuçlara yol açtı?
-Tüm bunlar bizi toplum içinde ne ölçüde “var” edebildi ve “ben” algımız içinde kendimizi nasıl konumlandırmamızı sağladı?
İşin tabi bir de spiritüel boyutu var. Çok hâkim olmamakla birlikte sosyal medyada karşıma çıkan “o” cümle: “Düşündüklerine dikkat et. Hele ki yüksek sesle dile getirirsen döner dolaşır seni bulur.”
Nasıl yani?
“Başaramayacağım” diye düşündüğümde başarısız mı olacağım? “İstiyorum ama şanssızım dediğimde” çabalasam dahi hayat bana “sen şanssızsın” mı? Diyecek. O zihnimde büyüttüğüm “yapamazsın, edemezsin, talihsizsin” mesajları, zamanla benim gerçeğim haline mi gelecek? Bu alanın uzmanı olduğumu söyleyemem ancak “ya doğruysa” diyerek düşüncelerime daha fazla dikkat etmeye özen gösteriyorum.
Ne diyoruz “iyi düşünelim iyi olsun”. Tabi bunu ifadede bırakmayıp eylemde de inanç, azami gayret, içsel motivasyon, etrafımızdaki olumlu insanlar çok değerli.
2025 yılı; iyisiyle kötüsüyle, güzeliyle çirkiniyle geride kalırken, bu yazıyı düşünerek yazabiliyor ve siz de düşünerek okuyabiliyorsanız, “varız” diyebilmenin şükrünü fazlasıyla hak ediyor. Şimdi gözümüzü tertemiz bir ajanda gibi duran 2026’ya çevirme zamanı.
Çabalayalım, çabamıza inanalım.
Huzur verelim, huzur alalım.
Güven verelim, güven alalım.
İşin özü kendimize inanalım.
“2026 Yılı Zihin Ajandamızın” merkezinde kendimize olan inanç yer alsın; detaylar, ara düşünceler bunun etrafında şekillensin. İnişler- çıkışlar da hayatın tadı, tuzu, biberi olsun…
Yazımı bir motto ile sonlandırmak isterim: Parkurda koşan tek sporcu ben olduğumda, yarışım bir metre geriden gelen “ben” iledir.
2026’da her yeni gününüzün dünden daha keyifli ve verimli geçmesi dileğiyle.
Mutlu yıllar,
Sevgiler.
Yorumlar
Kalan Karakter: