
Yazıyı kaleme aldığım bugün 15 Şubat, günlerden pazar. Hava sıcaklığı 20 derecenin üzerinde ve etrafta hafif bir ilkbahar havası hâkim. Özlenen havalar…
Gazetemi ve kahvemi alıp kendimi sahile bıraktım.
Evet, bu yalnız olma hâllerimi seviyorum. Daha iyi düşündüğüm, daha sağlıklı kararlar alabildiğim, güzel ve huzurlu anlar bunlar.
Yanıma bir anne ve oğlu oturdu. Denizin ortasındaki bir canlıdan bahsediyorlar. “Sürüden kopmuş, kalanlar nerede acaba?” diyorlar. Gazeteden gözümü kaldırıp denize döndüğümde görseldeki muhteşem kuğu ile karşı karşıya geliyorum. Sonra başlıyorum bu güzelliği izlemeye ve zihnimdeki şu soruları sormaya: Acaba ne tarafa gidecek? Kaç kere suya batıp çıkacak? Bu gerçekten bir kuğu mu? Denizin ortasında tek başına ne işi var? Ait olduğu grup nerede? Neden yalnız? Benim gibi anlık bir kafa dinleme hâlinde mi?
Yaklaşık bir saat kadar izledikten sonra gözlemim: Sadece üç kez kafasını suya soktu. Bulunduğu noktadan bir daire çizersek ileri geri, sağa sola bir metreden fazla uzaklaşmadı. Oldukça vakur bir duruş sergiliyordu.
Ama aklımdaki soru hep aynıydı; Ait olduğu grup nerede?
Kafamda deli sorularla bu muhteşem varlık, bugünkü yazımın ilham kaynağı oldu.
Aidiyet…
Ait olma hâli.
Doğa üzerindeki pek çok canlı, ait oldukları topluluklarla yaşar ve hareket eder. Elbette yalnız olanlar da vardır; örneğin kutup ayıları yavru büyütme evresi dışında yalnızdır. Yalnızları bir yana bırakıp, bir topluluğa ait olma hâlinden devam ettiğimizde; türler, kendi türlerine muhtaçtır. Sürüden koptuklarında, tıpkı bizim güzel kuğumuzda olduğu gibi, hareket kabiliyetleri azalır, tedirgin olurlar ve içlerinden “bizimkiler nerede acaba” diye geçirirler. O yalnız anların geçici olduğunu, ait oldukları gruba geri döneceklerini bilmenin huzuru da vardır. Tıpkı benim kendime ayırdığım anların sonunda hissettiğim gibi…
Bir insan halk arasında yaygın bir tabirle her ne kadar “ben tek tabancayım” dese de mutlaka omuzunu yasladığı insanlar vardır. Bu yaslanma mecazi de olabilir. “İki sohbetin belini kırdığı”, özel günlerinde hatırladığı ve hatırlandığı kişiler. Buna aile diyebiliriz, arkadaş diyebiliriz, yakın akraba eş- dost diyebiliriz. İnsan insana muhtaçtır çünkü; insan sosyal bir varlıktır. Sosyalleşme düzeyi minimum olabilir ama asla sıfırlanamaz. Sıfırlanması, çoğu zaman fark edilmeden başlayan bir iç çözülmenin habercisidir. Aidiyet; tıpkı hava, su ve barınma gibi temel bir ihtiyaçtır.
Bir gruba ait olmak, uyumlanmayı da gerektirir. Herkes “A” derken ben “C” diyorsam, ya grubumu bu “C” için ikna etmeliyim ya da “A” yı kabul etmeliyim. Tabi bunu özgür irademle yapmalıyım. Sabit fikirli olmayıp mantık çerçevesinde ilerlemeliyim. Kısacası bu uyumlanma hâlini, kendimden vazgeçme hâline dönüştürmemeliyim.
Bir gruba ait olmak; gönüllü ve dozunda fedakârlık gerektirir. “Hep bana” hâlinden “bir bana, bir sana” hâline geçiş değerlidir.
Bir gruba ait olmak; üretmeyi gerektirir. Tıpkı kuğularda hatta göçmen kuşlarda olduğu gibi yön gösteren lider zamanla değişir. Yavrular ise olgunlaşana kadar takipçidir. Tıpkı biz insanlar gibi.
Bir gruba ait olmak; kültürel, etik ve yasal uyumu da beraberinde getirir. Yasal uyumsuzluk hepimizin de bildiği gibi gerekli cezai yaptırımla direkt farklı bir gruba dahil olmaya kadar gidebilir. Etik ve kültürel uyumlanmama ise zamanla ince ince sizi dışarıya doğru iter.
Elbette tüm bunlar şu demek değildir: “Ben her türlü yasa, etik ve kültüre uyacağım, ancak fikrimi de söylemeyeceğim.”
Hayır…
Özgür irademle fikirlerimi söylerken, ortak paydaya da uyumlanabilmeliyim.
Ait olma hâli üzerine kitap yazılır. Görseldeki bu güzel kuğudan aldığım ilhamla ilk etapta yazıya dökebildiklerimi sizlerle paylaştım.
Dilerim ki; tercih meselesi olan anlık yalnız nefes alma hâlleriniz sürerken, birlikte hareket ettiğiniz ve üyesi olmaktan huzur ve güven duyduğunuz gruplarınız, aidiyetleriniz hep var olsun.
Görseldeki kuğunun akıbetini bilmiyorum. Ancak biraz araştırdım; göç dönemi yaklaşırken yiyecek bulmak için sahil kenarına yakın alanlarda, kısa süreliğine gruptan ayrılabiliyorlarmış. Eminim hava kararmadan grubunu bulmuştur.
Sevgiyle kalın…
Yorumlar
Kalan Karakter: