Başlıktan; yazları sıcak ve kurak, kışları ılık ve yağışlı bir iklim tanımı yapacağımı düşünebilirsiniz. Eğer turizm amaçlı bir yazı olsaydı, bu çok değerli olurdu: “Ne zaman gitsem?”, “Yanıma nasıl kıyafetler alsam?”, “Üşür müyüm, terler miyim?” gibi soruların cevabını arardık.
Oysa bugün sizlere, haberi ilk gördüğümde bana bir bilim kurgu filmini hatırlatan uygulamadan bahsedeceğim (bu arada “uygulama” kelimesi üzerine de uzun süre düşündüm). Türkçe ’de anlamı “güneş” olan Diella, Arnavutluk halkının yeni yapay zekâ bakanı. Diella, fiziksel varlığı olmayan, sanal ortamda geleneksel kıyafetlerle kamuoyuna tanıtılan bir hanımefendi. Siması aydınlık ve güven verici, giysileriyle halka hitap ediyor. Pek çoğunuz onu ana haber bültenlerinde görmüştür.
Diella’nın görev tanımı: Kamu ihalelerinden sorumlu bakanlık. İhale süreçlerinde görev alarak yolsuzluğu önlemek ve şeffaflığı arttırmak hedefleniyor. Konuyu merak edip yazılı kaynaklara baktığımda anayasal, etik, hukuksal ve denetim açısından bazı süreçlerin henüz netleşmediğini gördüm. Görev geçişinin kademeli ve kontrollü olacağı belirtiliyor. Elbette ben bir hukukçu, mevzuat uzmanı ya da politikacı değilim; yazımın odağı da bu değil.
Bir dünya vatandaşı olarak ilgimi çeken nokta; Bir ülkenin yolsuzluğu önleyip şeffaflığı arttırmak için sanal bir güneşe ihtiyaç duyması. Bu gerçekten çarpıcı. Bir yandan yapay zekâ teknolojisinin ulaştığı seviye takdire şayan, söyleyecek söz yok. Öte yandan, yolsuzluğu önlemek için algoritması, kodlaması yani tüm kurgusu ve bakımı insan eliyle yapılan Diella’ya neden ihtiyaç duyuldu? Yolsuzluk ve şeffaflık toplumların kültüründe var olması gereken bir erdem değil midir? Değilse ya da korunamadıysa, bunu bir sisteme yerleştirilen algoritma ile sağlamaya çalışmak ne kadar acıdır.
Diella tanıtılırken yolsuzluğu önlemek ve şeffaf olmak amacı ile tanıtılmayıp; tüm düzenin doğru gittiği bir yapıda, zamandan ve insan kaynağından kazanım sağlamak için sistemin yapay zekaya devri şeklinde tanıtılsaydı, bu yazı da olmayacaktı. Konuyu yazıya dökmemin ve birlikte düşünmeye davet etmemin sebebi, kamu ihalelerinden sorumlu olan yeni bakan Diella’nın görevi devralma amacıydı.
Günümüzde kamu ihalelerinden sorumlu bir yapay zekâ bakanıyla başlayan bu ilk, yarın neden başka bir ülkede ekonomi bakanı olarak devam etmesin? Sonuçta enflasyon tahminleri de algoritmalara bağlı, yatırım getirileri-götürüleri, kişi başına düşen milli gelir, cari açık veya fazlası hep veriler üzerinden hesaplanıyor. Hatta eğitim bakanı olarak da düşünülebilir mi? Dünyadaki eğitim modellerini görüp kendi modeliyle karşılaştıran, bütçeyi, başarı yüzdesini ve eğitmen kadrosunu rakamsal olarak ölçen bir algoritma…Liste uzar gider (ben uzmanı değilim; daha fazla uzatıp saygısızlık etmek istemem).
Özünde her şey veride saklıdır. Veri anlamlı hale getirildiğinde ve otomasyona bağlandığında; kararı bugün Diella verir, yarın başka bir sistem. Verinin anlamlandırılmasında çalışan insan eli, o verinin içeriğini değiştirebilir mi? Bu değişim ne kadar etiktir? Üzerinde düşünmeye değer.
Yapay zekadan yolsuzluğu sıfırlamak ve şeffaflığı sağlamak için karar verici bir unvanla yararlanılması, sosyal bir çürümenin habercisi olabilir mi? Şeffaflık ve dürüstlük; aslında seçilen ya da atanan karar vericilerin iş ahlakı, etiği, kültürel ve milli değerleriyle sağlanamaz mı? Bence toplumlar, bu soruları objektif ve rasyonel bir şekilde düşünmek için şapkalarını önlerine koymalıdır. Bir toplumun en tepesinde ya da hiyerarşik yapının üst kademelerinde düşünülen ve üzerine çalışılan bu konu çözümleri ile aşağıya doğru sirayet edecektir. Toplumsal etik, kültür ve ahlaki değerler, en tepedeki karar vericilerin uygulamaları ile içselleştirilir ve dalgalar halinde hiyerarşide yaşar. Orada güven vardır, orada sadakat vardır, orada adalet ve iç huzur vardır.
Yapay zekâ ise İnsan zekâsı, tecrübesi, vicdanı ve yeteneğinin yanında; zamandan ve insan kaynağından tasarruf edilmesini sağlayan bir otomasyon olarak varlığını sürdürmelidir. Bu şekilde alanı açılan zaman ve insan kaynağı; verimli, yenilikçi çalışmalara yönelebilir. Yeter ki işin ortaya çıkış nedeni etik ya da yasal olmayan bir durumun düzeltilmesi olmasın.
İnovasyona öncülük eden ve uyum sağlayanlar, günümüz dünyasında hep bir adım öndedir. Yeniliğe öncü olmak çok kıymetlidir. Amacından bağımsız olarak bu açıdan Arnavutluk’un “güneşini” kutluyorum.
Sevgiyle kalın…
Yorumlar
Kalan Karakter: