Görece sert bir kışın ardından; yazın habercisi, mevsimlerin şahı ilkbahara giriş yaptık.
“Kaçıncı cemre nereye düştü” muhabbetleri başladı. Ağaçların ‘giysilerini giyerek’ tomurcuklandığı, papatyaların arzı endam ettiği, güneşin parlayan yüzünü göstermeye başladığı, karıncaların gün yüzüne çıktığı, çimenlerin yeşerdiği o rengarenk mevsim başladı.
Bölgesinde, ülkesinde, şehrinde ve en nihayeti ailesinde o rengi barındıranlar, bu heyecanı doyasıya yaşıyorlar.
Peki ya griler ve siyahlar?
Rengarenk memleketlere her mevsim, kendi ritüelleri ile geliyor. Biz ilkbaharı uçuşan polenleri ile karşılamaya hazırlanırken, farklı bir memlekette insanlar sığınaklarda karşılıyor. Gri ve siyah füzeler şehirlerin semalarında uçuyor. Gökyüzüne baktığında rengarenk bir yanılsama, düştüğünde kan kırmızı. Zihinler ise gri ve siyah. Oysa mevsim ilkbahar.
Ortalaması 78,1 yıl olan (TÜİK) ömründe insan, doğanın tüm renkleri ile onurlandırılmayı hak ediyor.
Dünya yüzeyinin ortalama %71’i su, %29’u kara ile kaplı. %29 karasal alanın %70’inde insan etkisi hissedilirken, bunun yalnızca %14,6’sı bilfiil yaşam alanı. (World Economic Forum, The Environmental Literacy Council)
Konumuz coğrafya değil, amacım sizleri uzmanlığım dışında olan bazı coğrafik bilgilere boğmak da değil. Fakat şunları sormadan edemiyorum:
- Gezegenimiz bu kadar zenginken, bölüşülemeyen nedir?
- Bu zengin alan ekolojik denge korunurken, yaşanır hâle getirilebilir mi?
- Tüm insanlık birbiri yerine, bunun için savaş verebilir mi?
- Hangi paylaşılamayan enerji ya da hangi ideoloji, bir çocuğun sefaletle sınanmasına değer?
- Halkların yaşadığı travmalar kaç nesil devam edecektir?
Memleketime yeşili, mavisi, alı, moru ve niceleri ile rengarenk bahar geldi.
Umudum ve bu yazı ile bizlerde oluşturmaya çalıştığım farkındalık:
“Filler tepişir, çimenler ezilir” misali;
Fillerin ortalama 78,1 yıl olan ömürleri ile çimen olduklarının idrakine varmaları, ezilen grimsi çimenlerin kendi yeşil renklerine kavuşmasıdır.
Sevgi ve barışın renkleri ile kalın…
Yorumlar
Kalan Karakter: