Bugün, kaynağı kişinin kendisinde olan ve izin verilmediği sürece dışarıdan hiçbir etkinin zayıflatamayacağı bir güçten; içsel motivasyondan bahsetmek istiyorum.
İçsel motivasyon, kişinin kendi değerleriyle uyumlu istek ve hedeflerine giden yolculuğunda, pozitif enerjisi ve heyecanının ona eşlik etmesidir. Burada pozitiflikten kasıt, Pollyanna misali anlamsız bir iyimserlik tavrı değildir. İçsel motivasyonu yüksek olan kişi, yaşama iniş ve çıkışlarıyla rasyonel olarak bakarken, karşısına çıkan zorlukların farkına varır. İçinden gelen enerji, heyecan ve kararlılıkla zorlukların üstesinden gelmek için çaba sarf etmeye devam eder.
İşin özü, kendisine inanmaya devam eder.
Bunun sağlanması için özgüvenin yerinde olması, imkânsız sıfatını imkânlı kılması, kendini sevmesi ve değer vermesi önemlidir. Bu dört unsur hedefler ve yaşam amacı ile birleştiğinde, içsel motivasyon kendiliğinden oluşur.
Kendi motivasyonuna sahip olan kişi, dışarıdan bir takdir ya da onaylanma ihtiyacı beklemez. Tabii bunlar da olursa harika olur; ancak olmaması, kişinin pozitif itici enerjisinde bir kayıp anlamına gelmez.
Kişisel gelişim uzmanı ve motivasyon konuşmacısı Emanuel James Rohn’un içsel motivasyona dair güzel bir sözü vardır: “Motivasyon sizi başlatan şeydir. Alışkanlık ise devam etmenizi sağlar.”
Bu sözde, motivasyonun hareketi başlatan bir kıvılcım etkisinden bahsedilir. Bu kıvılcım bir süre sonra harlanmasa da kıvılcımla başlayan hareketin günlük alışkanlıklara dönüşmesiyle, yolda ilerlemenin sürekliliğine vurgu yapar.
Yukarıdaki açıklama bazı soruları akla getirir:
• Hedefe giden yolda kıvılcım heyecanını yitirdiğinde ya da ateşe dönüşmediğinde, rutin haline gelen alışkanlıklar hedefe ne derece etkili olur?
• Rutin ve alışkanlıklar, değişen dünyada ne kadar süreyle aynı kalabilir?
• Her zaman daha iyi bir yol var mıdır? Hedef de dönüşebilir mi?
Sorularla konuyu biraz karıştırmış olabilirim. Ancak motivasyona dair pek çok söz varken, bu söze eleştirel bir gözle bakmak istedim. Soruların cevabına geldiğimde ise; kişinin kendi kıvılcımı yani içsel motivasyonu, her durumda bir beslenme kaynağı bulup inişli çıkışlı da olsa varlığını korumalıdır. Çünkü gün gelir, dünya değişir (şu dönem her yöne sürekli bir değişim halinde), hedef dönüşmek ister, rutinler ise aynı şekilde varlığında ısrar eder. Biz buna rutinin konfor alanı diyoruz. Israrla değişmeyen ama yolda da kalmamızı sağlayan o rutin alışkanlıklar, yolumuzun işlevini yitirmesine sebep olabilir.
Kişinin harekete geçmesi ve yolda kalması için dışarıdan gelen ve içeride var olan motivasyon değerlidir. Hareket istikametinde alışkanlıklar ve rutinler de değerlidir. Lâkin en önemlisi, ölçüsünden bağımsız olarak bu unsurların her zaman bir arada olmasıdır.
En azından, kendi elimizde olan tetikleyici içsel motivasyonumuza ve dinamizme açık alışkanlıklarımıza ‘devamlılık bağlamında’ sahip çıkabiliriz. Siz ne dersiniz? Düşünmeye değer…
Sevgiler…
Yorumlar
Kalan Karakter: