Amerikalı kişisel gelişim uzmanı ve yazar Jim Rohn, halk arasında sıkça kullandığımız ve zamanla dilimize pelesenk olan o meşhur sözün sahibidir.
Sözümüz neydi?
“İnsan en çok vakit geçirdiği beş kişinin ortalamasıdır.”
Bu, matematiksel bir ortalama değil, güçlü bir bakış açısıdır. İnsan, en çok ne ile hemhâl olursa ona dönüşür. İlgi alanınız, değerleriniz ve dünya görüşünüz ne ise çevrenizde de benzer bakış açılarına sahip insanlar birikir. Birlikte üretir, birlikte gelişirsiniz. Zamanla mimikler benzeşir, kalıp cümleler ortaklaşır, bazen tek bir bakışla aynı şeyi düşünür, hisseder ve aynı sonuca ulaşırsınız.
Peki, insanı geliştiren bu ilişkilerde ne olur da bir noktadan sonra sırtlar birbirine dönülür? Ne olur da bir zamanlar besleyici olan iletişim, yıkıcı bir hâl alır? Toksik insan ve toksikleşen ilişki bu sürecin neresindedir?
Yazımız tam da bu noktada başlıyor.
Toksik insan; olayları ve durumları sürekli olumsuz algılayan, çevresine karşı suçlayıcı ve negatif eleştirilerde bulunan, kendini çoğu zaman ya haklı ya da kurban olarak konumlandıran, manipülatif bir tutum sergileyen kişidir. Bu yapı beden dili ve mimiklerde de dışa vurur.
Bir ilişkinin toksikleşmesi için taraflardan birinin toksik olması yeterlidir. Bu olumsuz duruş, ince ince ilişkiye sızar. Yargılayıcı tavırlar, karşı tarafa hissettirilen suçluluk duygusu, bitmek bilmeyen eleştiriler zamanla ilişkinin doğasını bozar.
Bu noktada farkındalık kritik önem taşır. Hayatımıza bir sızıntı gibi giren bu kişi ya da kişileri fark etmeli ve onları kendi toksiklikleriyle baş başa bırakabilmeliyiz. Aksi durumda ya onlara dönüşür ya da kendimizi sürekli suçlu hissederken, karşı tarafı idare etmeye çalışırken buluruz.
Ona dönüşürsek ilişki, bitmeyen ve gelişmeyen bir çatışmaya evrilir. Dilden dile şu cümleler dökülmeye başlar:
“Sen yetersizsin, ben yeterliyim.”
“Sen bilmezsin, ben bilirim.”
“Hep hatalısın.”
“Anlamsız derecede fazla duygusalsın.”
….
…
.
Eğer onu idare eden taraf olursak bu kez cümlelerimiz değişir:
“Ben yetersizim.”
“Ben hatalıyım, bilmiyorum.”
“Hep benim yüzümden.”
….
…
.
Neresinden bakarsak bakalım tablo vahimdir. Özgüveni zedeleyen, ilişkileri sekteye uğratan ve yaşam kalitesini düşüren bu döngünün önüne geçebilmek için, yakın çevremize bu tür insanların sızmasına izin vermemeliyiz. Aksi hâlde sadece bireysel olarak değil, ait olduğumuz grup olarak da olumsuz yönde dönüşürüz.
Yaşamınız boyunca; empati ve anlayışın yüksek olduğu, birbirinizden öğrenebileceğiniz ve birlikte gelişebileceğiniz insanların yolunuza çıkması ve ışık olması dileğiyle.
Sevgiler.
Yorumlar
Kalan Karakter: