Bugün sizlere sosyoloji bilimindeki “sosyal öğrenme yaklaşımından” söz edeceğim. Clark Hull’a göre sosyal öğrenme yaklaşımı, sosyal davranışı her bireyin geçmişteki ödül ve ceza deneyimlerine dayanan öğrenme süreçleri tarafından yönlendirildiğini öne sürer. Bu yaklaşım, erken yaşam dönemlerinde edinilen bu deneyimlerin değişmesinin zor olduğunu varsayar.
Gordon Allport ise sosyal davranışlarda ödül ve cezanın etkili olduğunu belirtmekle birlikte, bunun tek başına yeterli bir açıklama olmadığını; kişinin amaçları, değerleri ve mevcut benliğiyle de ilişkili olduğunu vurgular.
Her iki yaklaşımda günümüzde sosyoloji ve psikoloji açısından referans alınmakla birlikte modern yaklaşımlar tarafından genişletilmiştir.
Konuya tanımsal olarak bu şekilden girdikten sonra, kendi bakış açımızla ilerlediğimizde karşımıza iki soru çıkar:
1. Çocukluk ve erken gençlikte aile, yakın sosyal çevre ve okuldan edinilen ödül-ceza sistemi bireyin yetişkinliğindeki sosyal davranışlarını şekillendirmede tek başına yeterli midir?
2. Kişinin yetişkinlik dönemindeki değerleri, amaçları, yeni etkileşimleri ve mevcut veya ideal benliği de sosyal davranışında etkili bir unsur mudur?
Benim yakın olduğum kısım ikinci maddede yer alıyor.
Örneğin, küçükken derslerde her başarısızlığında ağlayıp susturulmak için oyuncak verilerek motive edilen bir çocuk; yetişkinlik döneminde başarısızlığının motivasyonunu “Bu başarısızlıktan nasıl bir ders çıkarabilirim?” sorusunda bulabilir. Bu örnekte çocukken motivasyon dışarıdan, yani ödülle sağlanmıştır. Yetişkinlikle ise motivasyonun kaynağı kişinin kendisidir.
Tabi bu durum, yetişkinlikte bulunulan çevreye göre değişiklik gösterebilir.
Eğer çevre, başarısızlığı bir öğrenme ve deneyim fırsatı olarak ele alıyorsa, kişi bu alışkanlığı benimseyebilir. Ancak çevre başarısızlığa ceza veriyorsa, birey buna da uyumlanabilir veya cezaya boyun eğebilir. Çocukluğunda olduğu gibi başarısızlık sonrasında çevre tarafından ödüllendirilmek de kişinin alıştığı sistemin sürmesidir; bu durumda zorluk yaşamaz.
O halde şunu diyebilir miyiz; aslında yetişkinlikte kişinin idealize ettiği benlik üzerinde mevcut çevrenin etkisi de yadsınamaz. Burada başarısızlık yalnızca bir örnektir; bireyin pek çok olay ve durum karşısındaki tutumunu bu bakış açısıyla ele alabiliriz.
“Çocukluk ve erken gençlik döneminde neler yaşadım?”
“Yetişkinliğimde, mevcut çevremle olan etkileşimimde dışarıya yansıtmak istediğim sosyal davranış kalıplarımda neyi idealize ediyorum?”
“Gençken güçsüzlüklerimin arkasında kalkan gibi duran bir ailem vardı ve problemlerimi benim yerime çözebiliyordu. Yetişkinliğimde gücümü kendimden almalıyım.”
Kişinin kendisine sorduğu bu tip sorular ve kurduğu cümleler çoğaltılabilir.
Bazen de tüm yapı, çocukluktan yetişkinlik dönemi dahil olacak şekilde yaşam boyu aynı şekilde sürebilir. Çünkü yetişkinlikteki sosyal etkileşimler ve buna karşılık gelen davranış biçimleri, geçmiştekilerden farklı değildir.
Bu arada tüm bunların doğru ya da yanlış olduğu söylenemez.
Peki, tüm bu yazılanlar içinde birey bazında önem atfedeceğimiz nedir?
Yanıt olarak, yetişkinlik dönemindeki farkındalık süreci diyebilirim. Kişinin kendinden beklentileri, bilinçli amaçları, vizyonu ve bu yoldaki misyonları neticesinde; çocukluk ve erken gençlik dönemindeki sosyal davranış kalıplarının bunlara hizmet edip etmediğini fark etmesi önemlidir.
Eğer hizmet etmeyen, yani kişiyi rahatsız eden bir duygu ya da davranış varsa, bireyin kendisiyle konuşma vakti gelmiştir: “Bu davranış kalıbı nereden miras kaldı?”
Örneğin, işyerinde bir tartışma esnasında sabit fikirli davranıp kendi görüşünü diretmesi ve aldığı tepkilerden rahatsız olması ya da eşiyle iletişiminde gereksiz kırılganlık göstermesi ve üzülmesi… Birbirinden sosyal ortam açısından da farklı iki örnekte rahatsızlık ve üzüntü hali, bireyi düşünmeye teşvik eder. Eğer bu duygular benzer durumlarda sürekli tekrar ediyorsa, kişi kendisine şu soruları sormalıdır:
• “Dışarıdan abartılı görünen bu beklentiler bana neden normal geliyor?”
• Kaynağı nerede aramalıyım?
Bu iki soru üzerinde düşünülerek çalışıldığında bireyi kaynağa götürecektir. O kaynağın fark edilmesi, muhteşem bir dönüşümün başlangıcı olabilir.
Sevgiler…
Yorumlar
Kalan Karakter: