Bana yanlış bir üslupla, dünyanın en doğru gerçeğini de anlatsan kusura bakma, dinlemem.
Çünkü bazıları hala anlamadı: Doğruluk üslup yoksunluğuna kefil olmaz.
Ne dediğini değil, nasıl dediğini duyuyorum önce. Çünkü söz, tonla gelir. Sert, hoyrat, kibirli bir sesin taşıdığı doğru bile kulağımda zehir gibi çınlar.
Sen haklı olabilirsin ama eğer karşındakini küçük görüyorsan, o haklılık seni değil egonu büyütür.
İnsanlara “gerçeği söylüyorum” diyerek saygısız davrananlar var ya…
Onlar gerçeğin değil, kibirlerinin sözcüsü.
Doğruluk; nezaketle, sabırla, anlayışla sunulduğunda anlam bulur. Yoksa o söz, bir bıçak gibi, önce dinleyenin kalbini keser, sonra senin karakterini.
Biri çıkıp da “Ama ben dobra biriyim” diyorsa, genelde çevresindeki herkesin duygularını kırmış, ama hâlâ “dürüstlük” kalkanının arkasına saklanmıştır.
Halbuki dürüstlük, kabalıkla karıştırıldığında değerini yitirir.
Bak güzel kardeşim,
Eğer doğruyu anlatmak istiyorsan, sesini yükseltmeden de duyurabilirsin.
Ama yanlış bir üslupla konuşuyorsan, dünyanın tüm hakikatlerini de ağzından döksen, kulağımda yankılanmaz.
Kısaca:
Doğru, yanlış bir ağızda çirkinleşir.
Ve ben çirkinliği dinlemem, doğruluğu bile anlatsa.
Sivri bir sonla bitireyim:
Haklıysan bile, edebin yoksa-haksızsın.
Aforizma:
“Doğrunun sesi güzel çıkar ama kibirin tonuna karışırsa, artık sadece gürültüdür.”
Yorumlar
Kalan Karakter: