Bazen hayat, elimize kalem vermeden sayfalarca hikaye yazar bizim adımıza…
Çocukken yaşadıklarımız, söyleyemediklerimiz, içimize attıklarımız…
Bir bakmışsın; o küçük halin hâlâ bir köşede oturuyor, kırgın, sessiz, anlaşılmamış.
Ve sen, büyüdüğünü sanırken aslında o küçük çocukla birlikte yaşamayı öğrenememişsin.
Ama bir gün gelir…
Bir cümle, bir kaybediş, bir “artık yeter” hissi,
Seni masanın başına oturtur.
Ve o eski hikâyenin sayfalarına yeniden bakarsın.
Bu kez okuyucu değil, yazarsındır.
Artık kimsenin kalemi tutmasına izin vermezsin.
Cümlelerin öznesi sensindir.
“Yapamazsın” denilen yerleri “denedim”le değiştirirsin.
“Sevilmedim”in yanına “ama artık kendimi seviyorum” yazarsın.
Ve o an anlarsın ki, hiçbir hikâye gerçekten bitmez, sadece yazar değişir.
Kimi sayfalar acıyla yazılır kimi umutla kimi sessiz bir gözyaşıyla.
Ama her biri yeniden doğuşun bir parçasıdır.
Çünkü geçmişi silemezsin, ama anlamını değiştirebilirsin.
Ve işte o an acı bile sana hizmet etmeye başlar.
Belki hikâyenin başında kaybolmuştun ama sonunda kendini bulursun.
Çünkü bazen yeniden yazmak, yeniden başlamak değildir…
Kendini affedip, aynı kalple devam etmektir.
Unutma:
Hayatın senin kaleminle daha güzel.
Ve kalem hâlâ senin elinde.
Yorumlar
Kalan Karakter: