Zaman değişiyor, çağ değişiyor, dilimiz de bundan payını alıyor. Dil yaşayan bir varlık olduğu için değişim kaçınılmaz. Sözcükler yan anlam kazanır, değişen hayata, yeniliklere uygun kullanımlar ona eklenir. İyi yönde bir değişim olsa içimiz rahat edecek. Bizde bambaşka bir şey olmaya başladı. Teknoloji ve değişen yaşamla birlikte yabancı sözcükler hiç olmadığı kadar yoğun kullanılmaya başlandı. Feedback, online, motivasyon, event, challenge, update, trend, networking, platform… Belki kasıt yok; ama sonuç gayet kötü. Dijital dönüşüme paralel olarak söz varlığımızın büyük bir bölümü avuçlarımızdan kum tanecikleri gibi akmaya başladı. Yeni jenerasyon bu sözcüklerle konuştuğu gibi dilin mantığını bile değiştirdi. Başka dillerin etkisiyle yeni fiillere bayılıyorlar, mesela download etmek gibi. Yardımcı fiil bağımlılığına doyamıyorlar, mesela analiz yapmak gibi. Çeviri ağzını iyice benimsediler, bazı İngilizce kalıpları doğrudan çevirir gibi konuşuyorlar, mesela “I am very clear on this” ifadesinin Türkçe karşılığını kullanır gibi “Bu konuda çok netim.” diyebiliyorlar. “Gerçekten harika bir fikir,” yerine “Bu fikir çok amazing,” gibi kullanımlar günden güne artıyor. Derin, anlamlı sözcükleri yerli yersiz kullanarak anlamlarını yıprattılar. Mesela aşk, özgürlük, değer gibi. Manifestle, anı yaşa, kendin ol gibi kalıplarla ne olduğu bile belli olmayan bir içerik oluşturdular. Öyle bir noktaya gelindi ki metinlerin arasına emojiler sıkıştırarak sözcük kullanmadan dertlerini anlatmaya çalışıyorlar. “kib”, “kanka” türünden kısaltmaları takip edemiyoruz zaten. Çocuklarımızın kendi aralarında kullandıkları dil şifreler sistemine dönmeye başladı. Yakında bir araya geldiklerinde ne konuştuklarını anlayamayacağız.
Onlara dilimizi sevdiremedik, bir dil bilinci kazandıramadık. Türkçeyi doğru, güzel ve etkili kullanmak başlı başına dil sevgisine dayanır. Bu sevginin çocuklarımızda olup olmadığı konusunda tereddütlerim var. Çünkü karşılarına çıkıp “Dünyanın en güzel dili Türkçedir, “dediğimizde donup kalıyorlar. Gözlerindeki şaşkınlıktan bunu cüretkâr bir iddia olarak gördüklerini ve bu iddiaya inanamadıklarını anlıyorsunuz. Haklılar, buna önce biz ikna olmalıyız. Tesadüfen, dünyaca ünlü, yabancı bir tarihçiyle yollarımız kesişene kadar ben bile bu gerçeği üstüne basa basa söyleyemiyordum: İlk görev yaptığım şirin Anadolu kenti Amasya’daydım. Önümde İngilizce bir roman vardı, siparişimi beklerken birkaç satır okumaya çalışıyordum. Balkon dar olduğu için masalar oldukça küçük ve bitişikti. Yan masaya kırklarının sonuna yaklaşmış, yabancı olduğu belli olan bir hanım gelip oturdu. Garson hanımın yanına gitti ve ona siparişini sordu. Kadın gayet akıcı bir Türkçeyle siparişlerini vermeye başladı. Onun Türkçe konuştuğunu duyunca şaşkınlıkla onun masasına kaydı gözlerim. Bana baktı ve gülümsedi. “Sizi turist sanmıştım,” deyince “Ben de önünüzdeki kitabı görünce sizi turist sanmıştım,” diye karşılık verdi. Bir iki hoş beşten sonra beni masasına davet etti. Tarih Profesörü Amy Singer’miş, Osmanlı Vakıflarıyla ilgili bir araştırma yapıyormuş. Ona ilk sorduğum soru “Türkçeyi nasıl bu kadar kusursuz öğrendiniz?” olmuştu. Bana verdiği cevap “Çünkü sizin diliniz kusursuz,” du. Başka şeyler de konuştuk. Ama aklımda hep söylediği o söz kaldı.
Türk Dili ve Edebiyatı öğretmeniydim ve dilimi onun kadar kendinden emin müdafaa etmemiştim hiç. Bana büyük bir ders oldu. Haftalarca ve aylarca tüm dilbilim kitaplarımı yeniden okuyarak taramalar yaptım. Birçok şeyi ezbere öğrendiğimi, Türkçenin mükemmelliği üzerinde hiç kafa yormadığımı fark ettim. Bu bilinçle okumalar yapınca onun matematiksel güzelliği karşısında yeniden büyülendim. Bir köke yapım ekleri getirerek sayısız sözcük türetebiliyorsunuz. Bu dünyanın sayılı birkaç dilinde (Korece, Japonca, Fince)olsa da Türkçedeki kadar yoğun ve doğal değil. Mesela göz sözcüğü…Gözlük, gözcü, gözde, gözenek…Tam seksen yedi sözcük türetebilirsiniz. Sadece bu da değil, söyleyiş kolaylığına dayanan bir dil olduğu için en ufak bir dilbilgisi yanlışınız ağzınızın içinde patlıyor. “1985’de” diyemezsiniz. Çünkü seksen beş, sert ünsüzle yani “ş” ile bittiğinden “-te”yi kullanmak zorundasınız. Çünkü benzeşme kuralı diye bir şey var. Yahu, dilimizde ulama diye bir güzellik var. Ünsüz ile biten bir sözcüğün peşinden ünlü ile başlayan bir sözcük gelirse bitişik gibi okunur. Mesela “Cüneyt Arkın”ı “Cüneytarkın” diye okursunuz. Tek bir sözcük gibi. Dilimizin sahip olduğu binlerce ayrıcalığın hepsini buraya sığdırmak mümkün değil.
Tüm bu güzelliklerinin ve ayrıcalıklarının yanında hem anadili olarak konuşulma hem de yabancı dil olarak öğrenilme yaygınlığının sanılanın çok ötesinde olduğunu söylemekle yetineceğim. Özellikle çift dillilik, resmi politikalar, kültürel ve siyasi hassasiyetler yüzünden ana dili olarak Türkçe konuşanlar bazı ülkelerce yok sayıldığından gerçek rakam hep göz ardı edilmiş şimdiye kadar. Hoş bu rakamı küçültmeye çalışanlar bile artık dünyanın neredeyse yüzde beşinin ana dili olarak Türkçe konuştuğunu inkâr edemiyor. Bu da iyi bir kültürel yayılıma sahip olduğu anlamına geliyor. Kendi ülkemizde, kendi ana dilimize pek sahip çıkamayışımızın üzüntüsünü gidermese de yine de umut verici.
Türkçeyle ilgili böyle bilgileri çocuklarımızdan esirgememeli, onların dilleriyle gurur duyabilmesinin önünü açmalıyız. Aksi takdirde onların icat ettiği o garip dili bizler öğrenmeye çalışmak zorunda kalacağız gibi görünüyor.
Sevgiler, saygılar…
En büyük ayrıcalığımız: Türkçemiz
Yayınlanma :
23.10.2025 08:33
Yorum Yazma Kuralları
Lütfen yorum yaparken veya bir yorumu yanıtlarken aşağıda yer alan yorum yazma kurallarına dikkat ediniz.
Türkiye Cumhuriyeti yasalarına aykırı, suç veya suçluyu övme amaçlı yorumlar yapmayınız.
Küfür, argo, hakaret içerikli, nefret uyandıracak veya nefreti körükleyecek yorumlar yapmayınız.
Irkçı, cinsiyetçi, kişilik haklarını zedeleyen, taciz amaçlı veya saldırgan ifadeler kullanmayınız.
Türkçe imla kurallarına ve noktalama işaretlerine uygun cümleler kurmaya özen gösteriniz.
Yorumunuzu tamamı büyük harflerden oluşacak şekilde yazmayınız.
Gizli veya açık biçimde reklam, tanıtım amaçlı yorumlar yapmayınız.
Kendinizin veya bir başkasının kişisel bilgilerini paylaşmayınız.
Yorumlarınızın hukuki sorumluluğunu üstlendiğinizi, talep edilmesi halinde bilgilerinizin yetkili makamlarla paylaşılacağını unutmayınız.
Yorumlar
Kalan Karakter: