Hastanede tıbbi sekreter olmak…
Hani dışarıdan bakınca “ne güzel masa başı iş” derler ya…
Gelin bir gün benim masama otursunlar, 10 dakikada beyin hücreleri dilekçe verip istifa eder.
Bizim hastane mi?
Resmen ruh sağlığımı test etmek için kurulmuş bir devlet deney merkezi.
1. Sabah Kaosu: Kimin Dosyası, Kimin Yoğurdu?
Sabah 08:00.
Daha bilgisayarı açmadan 7 kişi sıraya dizilmiş:
• “Benim randevum yoktu ama ben hemen girerim.”
• “Teyzem dün gelmişti, onun dosyası duruyor mu?”
• “Bizim komşunun bacanağının kayınçosu sizi tanıyormuş.”
Ben orada sadece şunu düşünüyorum:
Keşke beni de bir tanıdığım alıp kurtarsa…
2. Doktorlar, Hastalar ve Sonsuz Direktifler Evreni
Bir yandan doktor…
Bir yandan hasta…
Bir yandan hasta yakını…
Hepsi aynı anda konuşuyor.
Ben de orada Windows XP gibi kalıyorum:
Ekranda dönen çember, içimde dönen fırtınalar…
“Efsun şu hastanın dosyası nerde?”
“Şu tetkiki sisteme düşür.”
“Bu hasta muayene olmadan çıkmış.”
“Şu formu doldur.”
Bir noktada iç sesim bağırıyor:
“KİMSE SIRAYA GİRMİYOR MU BURDAAAA?!”
3. Hastane Dedikoduları: Ajans Press Bile Bu Kadar Hızlı Değil
Bizim morg bile bizim kadar bilgi akışı görmemiştir.
Dedikodu gerçekten şifalı su gibi akıyor.
• Personel nereye geçti?
• Hangi doktor atandı?
• Kimin nöbeti değişti?
• Hangi çalışan burnunu çekti?
Bir de son dakika gelişmesi gibi gelir: “Şu serviste kavga çıkmış!”
Hastanede CNN TÜRK canlı yayın yapmıyor ama bizim kantin masaları yapıyor.
4. Hasta Yakınları: Nobel Barış Ödülü’ne Aday Göstermem Lazım Kendimi
Bazıları var ki…
Bir sabır taşı olsa çoktan çatlamıştı.
“Ben bu sırada beklemem!”
“Ben hemen gireyim!”
“Doktoru hemen çağırın!”
“Ne demek randevu yok?”
Bir gün biri bana dedi ki:
“Ben acilden geliyorum.”
Sanki acilden gelen VIP olmuş gibi.
Ben de artık içimden diyorum: “Abicim hepimiz acilden geliyoruz, hayat acil!”
5. Öğle Arası: 30 Dakikalık Kaçış Planı… O da Kısmetse
Öğle aram var mı? VAR.
Kullanabiliyor muyum?
HAHAHAHAHA.
Her ıslak mendil reklamındaki anne gibi gözlerim uzaklara dalıyor:
“Bir gün… bir gün o 30 dakikayı gerçekten kullanacağım…”
6. Gün Sonu: Kağıtlar, Formlar ve Tükenmişlik Sendromu
Saat 17:00 olur.
Ama iş bitmiş olur mu?
Olmaz.
Sistem çöker.
Form eksik çıkar.
Hoca “Şunu da halledelim” der.
Diğer poliklinikten biri arar:
“Bir şey sorabilir miyim?”
O anda ben:
“Ben bir şey sorabilir miyim? BU ŞAKA MI?”
Hastanede tıbbi sekreter olmak…
Görünürde masa başı,
Gerçekte stresin kardiyovasküler testi.
Ama ne olursa olsun,
Biz yine güleriz,
Yine severiz,
Yine dayanırız…
Çünkü bu tımarhanenin gizli kahramanları biziz!
Efsun, sen iyi ki varsın.
Yıkılası iş yerinde bile güldürüp ayakta durmayı başarıyorsun.
Yorumlar
Kalan Karakter: