Olay yeri: Bizim balkon.
Olay saati: Öğle sonrası, klasik bir “çocuğun gözleri dolap gibi ama canı hâlâ sıkılıyor” anı.
Olay nesnesi: Bir (1) adet ıslak mendil.
Marka: Belirsiz.
Suçu: Büyük.
Hayır yani…
Ne yangın çıkardık ne halı silkeleyip çamaşır suyuyla aşağıyı arındırdık.
Sadece minicik bir mendil düştü aşağı.
Ama komşunun tepkisi?
Sanırsınız Ela, evdeki huzuru değil, Birleşmiş Milletler’i bombaladı.
Kadın o kadar hızlı balkona çıktı ki, ben bir ara dedim “bu galiba İtfaiye Operasyon Timi komutanı?”
Ama yok… O sadece “alt katın sinirleri alınmamış sakiniydi.”
Ve başladı bağırmaya:
— “TERBİYESİZLER! AHLAKSIZLAR! PİSSSSS!!!”
Balkonda yankı yaptı resmen.
Mikrofonsuz açık hava konseri gibi…
Ben de içeriden “ne oluyor yahu” diyerek kafayı uzattım.
Kadın çoktan kendi Netflix dizisinin 3. sezonuna geçmişti.
Ela değil de Voldemort mendil fırlatmış gibi…
O an düşündüm:
Bir mendille bu kadar duygusal yük yaşanabiliyorsa, kadın kesin bir mendille terk edilmiştir.
Çünkü çığlıklar öyle dramatikti ki…
Hera bile “ben evcil hayvanım, bu kadar vahşete hazır değilim” deyip koltuğun altına kaçtı.
Ben daha olayı anlamadan kadın, bizim aile soyağacını sorgulayıp bizi genetik olarak kınadı.
Yani bir ara dedim ki, “acaba araya müftü mü girse?”
Sonunda dayanamadım, dedim ki:
— “Abla, o mendili çerçevelet istersen. Bu kadar etki yaptıysa kesin kutsal bir şeydir.”
Çünkü olay artık ıslak mendil değil,
Kadının iç dünyasında “apartmanın temizliğe adanmış azizesi” olma çabasıydı.
Yani düşen mendil değildi…
Medeniyetin son yaprağıydı.
***
Eskiden komşular tartışırdı ama olay genelde şurada biterdi:
— “Sizin balkonunuzdan su damlıyor.”
— “Ayy pardon.”
— “Tamam canım canın sağ olsun.”
Şimdi?
Bir mendil düşüyor, karakter analizine giriliyor.
Gözlerindeki öfke, soyundaki aristokratlık oranına kadar gidiyor.
Mendil değil sanki ailenin karanlık sırlarını düşürdük!
***
Sonuç:
Ela’dan özür bekleyen komşumuza küçük bir meditasyon reçetesi:
- Günde üç damla lavanta yağı,
- Sabah akşam derin nefes,
Ve aynaya bakarak şu mantrayı tekrarlayın:
“Bir mendille yıkılacak kadar kırılgansam, balkona değil, terapiye çıkmalıyım.”
***
İşte bu da bizim ufak ama olaylı Islak Mendil Skandalı.
Bir gün “Türk Komşuluk Tarihinde Mikro Çılgınlıklar” adlı bir kitap çıkarsa, bu hikâye kesin ilk 10’da.
Yorumlar
Kalan Karakter: