Bu konuyu “lider burçlar” şeklinde astrolojiye ya da kuşak farklılıklarına bağlamayacağıma söz vererek başlamak isterim. Her iki alana da saygım sonsuz olmakla birlikte, üzerine yazı yazacak kadar profesyonel olduğum konular değiller. Ancak liderlik üzerine sayfalarca yazabilirim, günlerce konuşup, tartışabilirim.
O meşhur tartışmayla başlayabilirim: Liderlik doğuştan mı gelir, yoksa üstlenilen rollerle zamanla mı kazanılır? Bu soru, psikoloji ve sosyolojinin adeta iş birliği içinde ele aldığı derin bir konudur. Ben de üzerine bir soru daha eklemek isterim: Rolleri üstlenme isteğinin kişilik ve karakter özellikleriyle ilgisi var mıdır?
Kendi soruma yanıt aradığımda büyük ölçüde sonuca ulaşabiliriz diye düşünüyorum. Rolleri üstlenme isteği; özgüven, dışa dönüklük ve girişkenlikle ilgilidir. Ancak birey bu özellikleri doğrudan bir lider olmak için geliştirmez. Bu durum erken yaşlardan itibaren, ailenin ve yakın çevrenin yetiştirme tarzı, etkileşimiyle ilgilidir. Öte yandan bilimsel araştırmalar, liderlik becerilerinin yaklaşık %30 oranında genetikle ilişkili olduğunu ortaya koyar. Atalardan gelen bu miras, liderlik potansiyelini besleyen bir tohum niteliğindedir.
Kendi sorununu çözebilen, kararlarını alabilen, zihnen ve bedenen etrafını toparlayabilen çocuklar; özgüvenli ve sorumluluk sahibi bireyler olarak yetişkinliğe adım atarlar. Tabi burada ebeveynlere “saldım çayıra, Mevla’m kayıra” demiyorum. Asıl vurgulamak istediğim şudur: Çocuk zihnen ve bedenen gelişirken ebeveyn, bazen doğru cevabı bulması için koç gibi sorular sorar; bazen yön gösteren bir mentor olur; bazen de sadece anne ve baba olarak yanında, bir adım önünde ya da gerisinde bulunur. Kritik olan, hangi durumda hangi rolün üstlenileceğine doğru karar verebilmektir.
Gelelim lider ruhlara. Bir bireyin genetik mirası ile geçen liderlik özellikleri, çevresel etkileşimle gelişen özgüveni, dışa dönüklüğü ve girişkenliği ne kadar yüksek olursa olsun, sadece bu hususlar lider bir ruha sahip olduğu anlamına gelmez. Asıl belirleyici olan çekirdek, bu özelliklerin yanı sıra istekli olmasıdır.
Ruh, lider (istekli) değilse; organizasyonlar kararsız kalır, bütünlük zedelenir, kümelenmeler başlar, dedikodu baş gösterir, içsel motivasyon düşer, dışarıdan gelen motivasyon ise zaten yoktur, “ben niye risk alayım diğerleri düşünsün” cümleleri başlar. Bu yazdıklarım en büyüğünden en küçüğüne tüm kurumlar için geçerli olduğu gibi sosyal yaşamdaki gruplar için de geçerlidir. En basitinden sinemaya gitmeye karar veren bir arkadaş grubu düşünün. Fikrin sahibi aynı zamanda organizasyonun doğal liderliğini üstlendi fakat “hangi film” konusunda bir türlü karar alınamıyor ve tartışmalar devam ediyor. Bizim doğal liderimiz bu durumdan sıkılıp isteğini yitirdiğinde çözüme yönelik arkadaşlarını bir araya toplama çabasında da bulunmaz.
Şu soru aklınıza gelebilir: Liderliğin tüm özelliklerini ruhu ile taşıyan bir birey her durumda istekli mi olmalıdır? Tabii hayır. Lider ruh, kendine hitap etmeyen, içselleştirmediği tüm durum ve topluluklarda doğal ya da üstlenilmiş liderlikten, gönüllü olarak ayrılma erdemini de gösterebilen bireylerdir.
Organizasyonları kurarken, işletirken, sorunları çözerken, geliştirirken ve üretirken; harekete geçiren, ilham veren, motivasyonu sağlayan, yeri geldiğinde arka planda sadece izlemeyi bilen, vizyon sahibi, başarıyı ve başarısızlığı birlikte üstlenen, plan kurabilen, esneyebilen, ekibini parlatabilen, güven veren ve güvenen, iletişimi güçlü, duygusal zekâsı yüksek bireyler lider ruhlardır.
Liderliklerini asıl parlatan ise grubuna liderlik ederken, başarıyı grubunun ışıltısı olarak görmesi ve göstermesidir. Lao Tzu’nun dediği gibi: “En iyi lider, varlığı zor fark edilendir. İşleri bittiğinde insanlar, ‘bunu biz yaptık’ der.” O “biz yaptık” duygusunun arkasında, liderin paylaştığı motivasyonu ve vizyonu vardır. Çok uzaklara gitmeye gerek yok; kurtuluş mücadelemizde Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün inancı, kararlılığı ve vizyonuyla sergilediği liderlik hem doğal hem de üstlenilmiş liderliğin en güçlü örneklerinden biridir.
İşte bu nedenle, günümüzün hızla değişen dünyasında liderlik en önemli kavramlardan biri olarak karşımıza çıkar. Belirsizlik karşısında risk alabilmek, strateji kurabilmek, insanları ortak bir vizyon etrafında toplayabilmek, değişime uyum sağlamak ve motivasyonla ilham verebilmek için gerçek liderlere her zamankinden daha fazla ihtiyaç vardır.
Onları fark edelim, onlara değer verelim ve onları kaybetmeyelim.
Sevgiyle Kalın.
Yorumlar
Kalan Karakter: