Bu tanımı genelde çalışma odam dağıldığında, kapıyı aralayan annemden duyarım. Tatlı sert bir tonda: “Ne olmuş kızım böyle! Karma karışık her yer,” der. Başlığa ilham olan anneme selam olsun.
“Karma karışık”, ortamdaki düzensiz ve kaotik durumu tanımlar. Bazı kişiler bu ortamdan beslenir, bazıları ise düzeni arar. Bu kişileri birbirinden ayrı kılan temel durumlar nelerdir? Karma karışık olmak iyi bir şey midir? Gelin birlikte bakalım.
Karmaşa bazen bir odanın dağılmasıyla karşımıza çıkar; bazen de işyerlerinde, karar aşamasına ulaşılamayan, katılımcıların deyim yerindeyse “ayrı telden çaldığı” bir toplantı ile kendini gösterir. İşyeri ve ev sınırlarını aşar; şehre, ülkeye kadar uzanır. Bazen de ilginçtir; dışarıda her şey düzen içindeyken, kişi kendi içinde bir karma karışıklık yaşar. İnsan psikolojisi işte.
Bu yazıda konuyu, reel olarak eşyaların dağılması anlamında değil; insanlar arası karma karışık ortamlar bağlamında ele alacağız.
En temelde bir ortamda ya da durumda karmaşa varsa, orada hareketlilik var demektir. Ele alınan konular, havada uçuşan fikirler, beyin fırtınaları, anlaşmazlıklar, sonuçsuzluklar, başa sarmalar, tekrar bakmak üzere park etmeler ve park yerinde unutmalar … Devam eder gider. Bu durum insanlar arasında da böyledir, insanın kendi zihinsel süreçlerinde de. İnsanlar arasında veya beyninin içinde sürekli konuşan farklı sesler varsa ve bu sesler birbiriyle çatışma halindeyse, sizce bu iyi bir şey mi? Bence kesinlikle başlangıç için iyi bir şey. O karmaşanın içinde “düşünen bir organizma” vardır. Bu organizmanın tek eksiği, ahenkle konuşmak ve sonuca odaklanmaktır. Yani karmaşık ortamdan beslenerek çıkmak gerekir.
Karmaşık bir ortamdan beslenerek çıkabilmenin temel yetilerinden biri, sakin kalabilmektir. Karmaşaya neden olan durumu ve aktörleri (bu sen de olabilirsin) sakince analiz etmek ve kendi pozisyonunu belirlemek, karmaşık ortamda verimliliği yakalamanın en temel değeridir.
Bir diğeri ise, düzenin habercisi olan çözüme liderlik etmek ya da çözümün iyi bir oyuncusu olmaktır.
Burada karmaşaya neden olan durum; on kişilik bir arkadaş grubunun hangi lokasyonda piknik yapacağına karar vermesi olabileceği gibi, çalıştığın kurumdaki yeni bir ürünün piyasaya sürülmeden önceki reklam, pazarlama ve satışına dair hazırlık proje çalışması da olabilir. Alan olarak birbirinden taban tabana zıt olan bu her iki durumda da sağlıklı bir SWOT analizine ön ayak olmak, düzene atılacak sağlam bir adım olacaktır. SWOT neydi, hep birlikte hatırlayalım: Herhangi bir fikrin, durumun ya da kararın; güçlü yönleri, zayıf yönleri, fırsatları ve tehditleri ile ele alınması ve avantajlı durum için karar verilmesi sürecidir.
Kendi zihnimizde oluşan karmaşaya gelince, orayı basit bir SWOT çalışmasıyla ele almanın ötesine geçmek gerekir. Öncelikle bu bir vesvese mi? Yani karmaşayı durduk yere ben mi üretiyorum? Yoksa gerçekten bu karmaşa, gelişimime hizmet eden bir hareketlilik mi?
Eğer vesvese ise başlı başına ayrı bir yazı konusudur.
Ancak zihnimdeki karma karışık sesler gelişimime hizmet ediyorsa, yapmam gereken tek şey var: Bu sesleri birbirini tamamlayan bir besteye çevirmek. Bazılarını çıkarmak, bazılarını revize etmek, gerekliyse yeni sesler eklemek. Zihnimdeki o konu her ne ise, nihai amacına hizmet edecek şekilde yeni bir şarkı yazmak.
İşin özü şu: Kaos ve karmaşa dozunda besler ve sakin bir analizle geliştirir. Doz aşımında ise tükenmişliğe götürebilir. O doz oranını belirlemek ve zamanında faydaya çevirmek kişinin kendi elindedir.
Bu yazıyı kaleme aldığım gün olan 30 Temmuz’un “Uluslararası Dostluk Günü” olduğunu, bir arkadaşımın kutlama mesajı sayesinde öğrendim ve bu mesajla mutlu oldum. Aynı mutluluk zincirini sizlere de aktarıyorum:
Geçmiş ve gelecek Uluslararası Dostluk Günleriniz kutlu olsun, dostluklarınız daim olsun.
Sevgiler.
Yorumlar
Kalan Karakter: