Geçtiğimiz hafta sonu bir arkadaşımla otururken, yaşantısında değişimi hiç sevmediğinden bahsetti. Bu bakış açısı ile kendimizi değişim üzerine felsefi bir tartışmanın içinde bulduk.
Sizleri düşünmeye davet ediyorum: Doğada değişmeyen herhangi bir canlı ya da cansız varlık var mıdır? Tabiat, binalar, eşyalar, soluduğumuz hava, ortalama insan ömrü, sağlık, yerküre… Sonra değerler; adalet, sevgi, saygı, zevkler, sanat anlayışı, hukuk kuralları, toplumsal etik, kurumlar ve daha pek çoğu… Yaşamın kendisi başlı başına bir değişim sürecidir ve fark etsek de etmesek de dönüşmeye devam eder.
Arkadaşıma verdiğim en net cevap, doğu felsefesinden Lao Tzu’nun şu sözü oldu: “Hayatta tek sabit şey değişimdir; ona direnenler acı çeker.”
Yazımın başlığını ise Yunan filozof Herakleitos’a atfedilen “Değişmeyen tek şey değişimdir” sözünden esinlendim. Gördüğünüz gibi değişim nesillerdir, kavramsal olarak felsefecilerin ve düşünürlerin konusu olmuştur.
Hayatın içinden, kendimden bir örnek vermek istiyorum. Kurumsalda çalışırken yani emekli olmadan önce, düzenli olarak yemek ve molalarda buluşup vakit geçirdiğim bir arkadaş grubum vardı. Hala varlar bu arada ve hala samimiyiz, buradan hepsine selam olsun. :) Ancak yaklaşık yedi, sekiz yıl öncesine kadar koyu sohbetlere eşlik edebilirken, birden sohbet konularına yabancılaştığımı fark ettim. Sohbetlerimizin büyük kısmı Netflix veya farklı internet platformlarından izlenen film ve dizilere kaymıştı. Ben ise hâlâ geleneksel TV yayınlarındaydım. Bu bile bir değişimdi ve uyum sağlamam zaman aldı.
Bu basit örneği hayatın her alanına yerleştirebiliriz: İş yerlerinde değişen teknolojiler, genç kuşakların iletişim biçimleri, esnek çalışma saatleri, yönetim anlayışları, değişen doğa ve çevresel koşullar, dönüşen dostluk ve arkadaşlık ilişkileri, evrilen kültürler…
Aslında değişmediğimizi düşünsek de değişiyoruz. Biz çoğu zaman bunu değişimin ortasındayken geriye dönüp baktığımızda anlıyoruz. Her şeyden önce yaş alıyoruz. Yirmili yaşlardaki çılgın danslarımızın yerini, kırklı yaşlarda sakin bir müzik eşliğinde yenilen akşam yemekleri alıyor. Farkında olmadan gazetemizi internetten okumaya başlıyor, sesli kitap dinliyoruz. Belki de baş danışmanımız artık bir yapay zekâ modeli oldu; onunla sohbet ediyor, dertleşiyoruz (bu kısmı eleştirel olarak başka bir yazıda ele alacağım).
Peki yaşamın döngüsü gereği kaçınılmaz olan bu değişime direnmek neden?
Bir insan değişime neden direnir? Alışkanlıklar ve konfor alanında kalma isteği. Her gün bilindik işler, aynı yüzler, aynı rutinler zamanla güvenli bir liman oluşturur. O limana sığınmak keyiflidir, dışarıdaki fırtınadan ve bilinmezlikten korur. Belirsizlik ve bilinmezlik korkusu, değişimi reddetmenin bir diğer nedenidir. Ancak dışarıda sürekli değişen ve dönüşen bir dünya vardır. Dışarıdaki değişime uyum sağlamadığımızda, özel hayatta sosyal çekilme başlar. İş hayatındaysa kariyer gerilemesi ya da durması kaçınılmaz olur. Bu bireyler için de böyledir, kurumlar için de böyledir.
Kimi okurlarım “E artık emekli oldum, değişim döngüsünü takip etmeyip biraz yavaş yaşamak benim de hakkım değil mi?” diye bir soru sorabilir. Elbette haklarıdır; ancak farkında olunmayan, en büyük değişimlerden biri tam da burada başlar. Artık her gün gideceğin işin, göreceğin iş arkadaşların, performans kaygıların, yetiştirmen gereken projelerin, iş yemeklerin ve kutlamaların geride kalır. Önünde ise tamamen yeniden inşa edeceğin bir yaşam döngüsü başlar. Görüldüğü gibi değişim, hayatın doğal akışı içinde yerini bulur.
Gelelim “Değişmeyen tek şey değişimdir” anlayışına. Filozof burada evrenin yasasında sürekli bir değişim olduğunu vurgular. Aynı zamanda değişimden söz ederken değişimin sabit kavramını da belirtir. Paradoks da tam burada ortaya çıkar. Her şey değişir ancak “değişim” kavramı sabit olarak hep yerinde durur ve değişimi akış halinde sunar.
Döngüsel yapıda kimilerimiz zihinsel ve fiziksel olarak daha önde, kimilerimiz daha geride, kimilerimiz de tam olması gereken yerde değişerek dönüşürüz.
Kaçınılmaz olan bu gerçekliğin; iyiliklerle, güzelliklerle ve en verimli haliyle yaşanması dileklerimle.
Yorumlar
Kalan Karakter: