SOSYAL SORUMLULUK
Reklam
  • Reklam
ASUMAN BASKIN

ASUMAN BASKIN

SOSYOLOJİK BAKIŞ

SOSYAL SORUMLULUK

04 Mart 2021 - 10:12

 

Sosyal sorumluluk, etik çerçevede bir kuruluşun ya da bir bireyin kendi çıkarlarının olduğu kadar toplumun genel çıkarlarının yararına da hareket etmesi durumudur. Kişiler zorunlu olarak değil, gönüllü olarak katılırlar. Sosyal sorumluluğun en önemli amacı kişilerin kendi çıkarlarını gözetmeksizin ihtiyaç sahiplerine maddi ve manevi destek sağlamasıdır. Geleceğe umutla bakacak bireylerin yetişmesini sağlamaktır. Sosyal sorumluluk, sivil toplum kuruluşlarının, kamu ve özel sektörün bir amaç etrafında toplanarak, ortak yaşama yönlenmeleridir. 

Sivil toplum kuruluşları, devlet ve özel şirketlerin girişimleri ile ihtiyaç duyulan alanlarda ve devletin yetişemediği durumlarda başkalarının yanında olma hali de diyebiliriz. Kar amacı ya da çıkar düşünülmez, karşılıksız yardım esastır.

Bunun yanı sıra sosyal sorumluluğun faydalarına da değinecek olursak, en başta toplumsal yaşamın sürdürülebilir olması sağlanır, ihtiyaç sahiplerinin maddi ve manevi gereksinimleri giderilir, hassas ve duyarlı bir nesil yetişir, bireylerde sorumluluk duygusu gelişir, toplumsal yaşamda meydana gelen sorun ve aksaklıkların, sivil toplum kuruluşlarının da gündem oluşturmasıyla çözülmesine olanak sağlar. Sosyal sorumluluk projeleri sayesinde bireylerde, empati, hayırseverlik, fedakarlık ve toplumsal değerler gibi birçok olumlu kişilik özellikleri de belirmeye başlar, farkındalık artar. Sosyal sorumluluk projeleri, toplumun ihtiyaçlarını gözetiyorsa başarılı olur. Önemli olan, toplumun güvenini sağlayarak destek almak için doğru projelerin seçilmesidir. İçinde bulunduğumuz toplumun değer yargılarını göz önünde bulundurarak hareket etmeli, bunu yaşam felsefesi haline getirmeliyiz.

İhtiyaç sahibi bireylerin yaşam kalitesini artırmayı hedef alarak sağlık, eğitim, yoksulluk ve cinsiyet eşitliği gibi alanlarda olabilir. Bunun yanı sıra toplumsal gelişimin sağlanması için insan hakları, hayvan hakları ve sanat konularında destek sağlanabilir. Sınırın olmadığını bilmelisiniz, gönüllü olarak katılım gösterebilir ve insanlardan hayvanlara kadar herkese destek olabilirsiniz.

Toplumdan aldığını topluma kazandırma ilkesi esas alınarak toplumun refah seviyesi, eğitim ve sağlık faaliyetlerine destek olma durumunu da Kurumsal Sosyal Sorumluluk olarak açıklayabiliriz. Kurumları pozitif yönde etkileyen ve kitleleri harekete geçiren sosyal, çevresel ve finansal başarılar için oluşturulan projelerdir. İşletmeler iş dünyasında faaliyetlerini sürdürürlerken toplumunda menfaatlerini gözetmek durumundadırlar. Günümüz iş dünyasında işletmeler kar elde ettikleri sürece varlıklarını sürdürebilirler. Ancak işletmeler ekonomik amaçları gerçekleştirilirken, çalışanlar, hissedarlar ve toplum gibi sosyal paydaşlarının da menfaatlerini gözetmek durumundadırlar. İşte bu noktada sosyal sorumluluk kavramı ortaya çıkmaktadır.

Toplumsal sorumluluk, her yaştan bireyin, güvenli-huzurlu yaşamak için sorumluluk alması demektir. Bireyin topluma karşı sorumlulukları olduğu kadar, toplumun da bireye karşı sorumlulukları vardır. Çevremizde olup bitenlere duyarlı olmalı, sorumluluk alabilmeliyiz. Toplumsal ve bireysel sorumluluk öncelikle bilgili olmayı gerektir diyerek konuyu güzel bir hikaye ile bitirelim.

 

 

 

İş ve eş gereği ABD Houston Teksas’ta yaşıyorum. Geçen hafta başımdan geçen ilginç ve gerçekten çok etkilendiğim olay, evime yakın bir postanede gerçekleşti. Yeni yıl hediyesi olarak internet aracılığıyla satın aldığım kol saati paketten camı çatlamış çıkınca, vakit kaybetmeden derhal iade formunu doldurup soluğu postanede aldım.

Postaneye girdiğimde 20-25 kişi kuyrukta hizmet bekliyordu. Burada Noel de yaklaştığı için marketten bir ekmek bile alınsa mecburen onlarca insan arkasında sıraya dizilip normalden çok daha uzun süre beklemek zorunda kalınıyor.

Hizmet eden sayısı sadece 2 kişi olunca, hele bir de hizmet edenler işinden, canından bezmiş bir suratla ve isteksizliğin yansıdığı süratle iş görünce bekleme süresi sabırları zorlayacak düzeye tırmanıyor. Girdiğim kuyrukta arkama döndüğümde bir 30-35 kişinin daha geldiğini gördüm. “Neyse, en azından ortalardayım” diye sevinme payı çıkardım.

Tam 40 dakika sonra sıra bana geldi. Paketi görevliye uzattım, “adresler üzerinde yazılı” dedim. “Paketi neden bantla kapatmadınız?” diye sordu. Girişteki “Paket içeriğini görmek isteyebiliriz. Lütfen paketlerinizi açık bulundurunuz” uyarısını gösterdim. Sesini yükselterek sinirle “Kapıda ne yazdığını iyi biliyorum. Derhal paketinizi bantlayın” dedi. Sıradaki herkes artık bizi dinliyordu.

Yanı başındaki bandı göstererek, “Rica etsem verebilir misiniz?” dedim. Yanıt yine aynı yüksek sesle geldi: “Hayır, o bant bana ait, müşteri kendi bandını kullanacak!” “Yanımda bant yok, sizin bant için para ödesem…” dediğim an görevli hanım sesini daha da yükseltti.

3 adım ötede, bir ayakkabı kutusu büyüklüğündeki, sadece paketleme servisleri için yapılmış 20 dolarlık bandı işaret ederek satın almamı istedi. “15 santimetrelik kutu için bana o bandı aldırmanız size mantıklı geliyor mu?” diye sordum. “Bandı al ve derhal sıranın sonuna geç!” diye bağırırken sinirden kıpkırmızı kesilmişti. Aynı hışımla kuyruktaki bir sonraki kişiyi (“Sıradaki” anlamına gelen) “Next!” diye çağırdı.

İşte o an dondum kaldım… Çünkü sırada hiç kimse ilerlemedi. Sıranın başındaki beyefendi, “Şu kutuyu derhal bantlayın ve hanımefendinin işini bitirin önce” dedi. Görevli öfkeyle bağırıyordu: “Anyone else… Next!” 30 kişi yerinden kıpırdamıyordu.

İkinci görevliye de gitmiyorlardı. Hizmet durmuştu. Sıradan bir yaşlı bayan, “76 yaşındayım ve dizlerim ağrıyor, ama o bayanın paketini bantlayıp görevinizi yerine getirmediğiniz sürece buradan bir adım atmıyorum” dedi.

Görevli elimden paketi sinirle çekip kutuyu benim söylediğim postane bandıyla yapıştırdıktan sonra ödememi alana kadar karmakarışık duygularla kalakalmıştım. Neredeyse ağlamak üzereydim. Sıraya dönüp “Thank you all” (Hepinize teşekkürler) diyebildim sadece… Gülümseyerek el salladılar.

Dışarı çıkıp arabama oturunca kontağı çalıştırmadan bir süre park yerinde düşündüm. Herkesin işi gücü var. Nasıl oldu da tek bir kişi “Acelem var” diyerek sıranın önüne atlamadı? Nasıl oldu da onca kişi bir kişiye yapılan haksızlık için tepki gösterdi?

O sırada benden hemen sonraki yaşlı beyefendi işini tamamlamış, dışarı çıkmıştı. Arabama yaklaştı, pencereyi açtım. Gülümseyerek kafamdan geçen soruları yanıtladı:

Size yapılan bu yanlış için üzgünüm. Doğada hayvanlar, ağaçlar ve hatta mikroplar birbirleriyle bağ içerisinde hareket ederken biz insanlar birbirimizden çok koptuk.

Yanlış, anında tespit edilerek sineye çekilmeden, derhal toplu olarak tepki gösterilmez ise ‘normalleştirilir’. O hizmet eden bayan bir dahaki sefere yanlış yaparken iki kez düşünecek. Biz görevimizi yaptık.

Alıntı

 

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar