TİMURLENK  "EMİRLİKTEN HANLIĞA"
Reklam
  • Reklam
ÜZEYİR BIYIKLI

ÜZEYİR BIYIKLI

PUSULA

TİMURLENK  "EMİRLİKTEN HANLIĞA"

27 Haziran 2020 - 10:10

Bozkırın sert ikliminde 8 Nisan 1336 yılında (12 hayvanlı Türk takvimine göre Sıçan "Fare"yılında) Keş şehri yakınlarındaki Hoca Ilgar köyünde doğmuştur. Babası yöredeki Barlas kabilesinin Emir'i Turagay Han, annesi ise Tekine Hatun'dur. Timur'un doğduğu yıllarda Moğollar’dan arda kalan Çağatay Hanlığı da çökmeye yüz tutmuştur. 1360 yılında ilk kez adından söz ettiren Timur Moğallar’ın bir kolu olan Çağatay Hanlığı ile diğer Moğol kabileleri arasındaki mücadelede kendi çıkarları doğrultusunda hareket etmiş ve her iki tarafla da çalışmıştır. Kendine yarar sağlayacağını düşündüğü evlilikler yaparak akrabalık bağlarını kullanmıştır. Timur çok zeki, durumun ve döneminin şartlarına göre değişen bir siyasi anlayış benimsemiştir. Ayrıca orduları yöneten askeri bir taktik ve strateji uzmanıydı. Durumunu ve otoritesini güçlendirmek için önce tahta Cengiz Han'ın soyundan birini oturtmuş ve kukla gibi yönetmiştir. Hatta Cengiz Han soyundan gelen Bibi Hanım adında bir kadınla evlenerek Küregen (yani han güveysi) unvanını almıştır. On yılı aşkın devam eden bu mücadele sonunda Maveraünnehire (Orta Asya’da Seyhun ve Ceyhun nehirleri arasında kalan kısım) hakim olarak Semerkant'ta tahta oturmuştur. Timur içinde bulunduğu şartlar da siyaseti iyi bir şekilde uygulanmış ve var olan otorite boşluğunu doldurmuştur. Birçok savaşa giren ve tarihte önemli bir yer edinmiş olan Timur “Timurlenk” veya “Aksak Timur” olarak da bilinmektedir. Girdiği savaşlar neticesinde aldığı yaralar sonucu aksaklığı için bu isimlerle anılmıştır. Başka bir rivayete göre ise han olmadan önce yaptıkları bir yağma harekatında kümesten tavuk alırken yaralanmış ve oluşan araz sonucu bu isimler kendisine verilmiştir. 
     Timur ilk olarak doğuya doğru yöneldi buradaki karışıkları fırsat bilerek İran'da hakimiyetini kurdu. Azerbaycan, Gürcistan coğrafyasına hakimiyeti altına aldı. Karadeniz'in kuzeyinde bulunan Altınorda hükümdarı Toktamış ile mücadelede bulundu. Timur'un bu ilerleyişi karşısında Memluklular de tehlikede idi. Toktamış memlüklerle ittifak yapmak ve Azerbaycan'ın verimli arazilerini ele geçirmek için uğraştı ise de Timur'la verdiği mücadeleleri kaybetmiştir. Bu durum Altınorda Devleti'nin yıkılışına sebep oldu. Ruslar bu durumdan dolayı güçlenmeye başlamıştır böylece Karadeniz kıyılarına inme fırsatı bulmuşlardır. Bu sefer sırasında Timur Moskova yakınlarına kadar ilerledi ve etrafı yağmaladı. Dönüş yolunda zengin şehirler ile Sarayları ele geçirerek Semerkant'a döndü. Henüz Anadolu'da Osmanlı Devleti çok güçlü görmemişti. Parçalanmış ve beyliklerin fazlaca olduğu Anadolu'da kendisine bir rakip görmediği için herhangi bir mücadeleye girişmemiştir. Timur bu seferleri sonucunda birçok yerden getirdiği mimarlar ve ustalarla Semerkant'ı dünyanın en büyük şehri haline getirmek için uğraşmıştır. Timur 3 yıllık, 5 yıllık seferler diye adlandırılan bu seferler sonrasında Çin üzerine sefer düzenlemek istedi. Fakat daha sonra yapacağı bu sefere maddi kaynak sağlamak için Hindistan üzerine yöneldi. Hindistan’da Pencap, Sint bölgelerini aldı ve Delhi şehrini II. Mahmut Nasireddin Han’ı yenerek ele geçirdi. Delhi şehrinde büyük yağmalar ve katliamlar yaparak bol ganimet ve fiillerle Semerkant'a döndü. Timur daha sonraki seferlerinde savaşlarda tank gibi kullanacağı filleri bu sefer sonrası keşfetmiştir. Hatta bazı rivayetlerde Osmanlı ile yaptığı 1402 Ankara Savaşı’nda küçük kalibreli topları fillerin üzerine yerleştirerek savaş alanında bir nevi hareketli tankları icat ettiğini söylenmektedir.
     Timur'un Anadolu'ya yeniden yönlendirecek olan gelişmeleri Celayirli ve Karakoyunlu beylerinin başlattı aşikardır. Timur’un Hindistan seferinden faydalanarak Timur’a kaptırdıkları toprakları geri almak için faaliyette bulunmuşlardır. Anadolu’daki karışıklıklarda bunda önemli bir yer tutmaktadır. Ki Kadı Burhanettin Timur'a taraftar olan Akkoyunlu Karayülük Osman Bey tarafından öldürülünce Osmanlılar da bu durumdan faydalanmak istemiştir. Osmanlı Devleti Kadı Burhanetti’nden Sivas-Amasya, Karamanoğulları’ndan Konya-Aksaray ve Memlüklü Sultan'ın ölümünden de faydalanarak Malatya bölgelerini elle geçirmiştir. Osmanlının bu faaliyeti de Çin üzerine sefere çıkacak olan Timur'un dikkatini çekecektir. Böylece daha önce Timur'a karşı kurulmuş olan Osmanlı-Memlük-Kadı Burhanettin ve Altın Orda ittifakının sonu gelmiş oldu. Timur da bu karışıklıktan faydalanıp Doğu Çin seferine çıkmadan ardından güçlü bir devlet bırakmak istemediğinden Anadolu üzerine yeniden sefere çıkmıştır. Timur daha öncesinde Toktamış ile mücadele ederken kendisine karşı kurulan ittifaktan Osmanlının ayrılmasını istemişti fakat şimdi Osmanlı şimdi daha da duruma geldiğinden tehdit olarak görmektedir. Bundan ötürü Osmanlı'nın kendisinin tabiiyetine girmesini isteyecektir. Bu istek Osmanlı sultanı Yıldırım Bayezıt tarafından reddedilecektir. Ayrıca Timur’a karşı isyan eden Celayirli ve Karakoyunlu hükümdarları Yıldırım Bayezıt tarafında himaye edilecektir. İşte bu olaylar Timur'un Anadolu seferine yönelmesine tuz biber olacaktır. 1399 yılında 7 yıllık diye adlandırılan doğuya üçüncü ve son seferine çıkacaktır. Yıldırım Bayezıt Timur'un müttefiki olan Mutahharte’nin Merkezi Erzincan'a yönelmesi ile meşru müdahale hakkını kendinde görmüştür. Aman dileyerek teslim aldığı Sivas şehrinde katliamlarda bulunmasının ardından güneye yürüyerek Memlük tehdidini bertaraf etmiştir. Artık Anadolu’da tek rakibi kalan Yıldırım'a kendisine tabiiyetini bildirmesini ve diğer beyliklere topraklarını geri vermesini ayrıca kendisine göndereceği hil’at’ı (tabiiyet nişanesi) yiyerek oğullarından birini esir olarak gönderilmesini istemiştir. Bir nevi bu isteklerini yapmayacağını bilerek bu savaşın sorumluluğunu Yıldırım'a yüklemek isteyecektir. İki hükümdarın arasında sert mektuplaşmalar yaşanacak ve tehditler havada uçuşacaktır. Giden gelen elçilerin de bu durumunu düzeltemediği hatta körüklediği de söylenebilir. Bu süreçte iki Ordu'da hazırlıklarını yapmış ve Timur 28 Temmuz 1402 tarihinde Ankara'ya gelerek karargahını kurmuştur. Bugünkü Çubuk Ovası'nda cereyan eden mücadelede Osmanlı hakimiyetine yeni girmiş beyliklerin savaş sırasında saf değiştirerek Timur’un tarafına geçmesiyle Osmanlı Devleti büyük bir bozgun yaşanmıştır. Bozgun neticesinde ileri gelen devlet adamları her biri bir şehzadeyi alarak kaçmışlardır. Yalnız kalan Beyazıt küçük oğluyla Şehzade Mustafa ile beraber esir düşmüştür. Bir yıl içerisinde de Yıldırım Bayezıt esaret altında iken vefat edecektir. Bu savaşın Osmanlı'ya faturası 11 yıl sürecek olan Fetret Devrinin (başsızlık, hükümdarsızlık) başlangıcı olacaktır. Kurulan düzen, İstanbul'un fethi gecikecek ve Anadolu Türk siyasi birliği bozulacaktır. Timur İzmir'e kadar gidecek ve Anadolu'da Osmanlı'nın kurduğu Türk siyasi birliğini bozarak Osmanlı hakimiyetindeki beyliklere beylik payesini ve topraklarını geri verecektir. Anadolu’da iken Rumeli'ye geçiş için Bizans İmparatoru Manuel’den gemi hatırlatmasını istemiştir. Fakat İmparator Manuel hediyeler ile beraber bağlılığını ve tabiiyetini sunmasıyla Timur bu düşüncesinden vazgeçerek İzmir'den doğuya Semerkant’a hareket edecektir. 
     Nihayet büyük sefer için Çin üzerine yürüyecektir. Hep hedefinde olan Çin seferine nihayet çıkacaktır fakat bu sefer Timur'un ömründe son seferi olacaktır. Bu seferde Sıriderya Irmağı’nı buzların üzerinden geçip Otkar mevkiine gelince hastalanır ve 1405 yılında vefat eder. Naşı Semerkant'ta kendisi için ve işi için hazırlattığı türbeye defnedilmiştir. Çin'den İzmir'e Moskova'dan Delhiye kadar çok geniş bir coğrafyaya sefer düzenlemiş olsa da velihat tayin ettiği torunu Pir Muhammed’e toprakları geniş olan bir devlet bırakmamıştır. O dönemin şartlarında hemen hemen her hükümdarın ölümü ile başlayan taht kavgaları Timur'un Devleti'nde de yaşanmıştır. Yaşanan mücadeleler neticesinde tabiiyetine aldığı devletler, beyler ve kendi oğullarının arasında mirası bölünerek yok olmuştur. 
     Timur siyaseti gereği yeri geldiğinde bir şii yeri geldiğinde biri sunni de olabilecek derecede dini ve ilmiği tartışmalara katılmaktaydı. Durum içerisine göre şekil alan bir siyaset izlemekteydi. Timur iktisadi konulara da fazlasıyla ehemmiyet vermekteydi. Arazilerin boş kalmaması için göçebelerin yerleşik hayata geçirerek üretime katkıda bulunmalarını sağlamıştır. Ticarete de büyük önem vermiştir hatta 1402'de Fransa kralına gönderdiği bir mektupta tüccarlara kolaylık sağlanmasını istemiştir. Ülkeleri bayındır hale tüccarların getirdiğini savunmuş bir liderdir. Seferlerini daima kendisi yönetmiş ve birçok kabilenin güçlenmemesi için sürekli onları kontrol ve baskı altında tutmaya çalışmıştır. Semerkant'ta birçok eser inşa ettirmiştir. Kendisinin, eşi Bibi Hatun'un ve bazı hanedan mensuplarının yattığı türbeyi, Ahmet Yesevi Hangahı, Gök Saray gibi birçok eser inşa ettirmiştir. Doğduğu günden ölümüne kadar durdurak bilmeden diğer diğer seferler düzenleyen bir liderdir. Yaptığı seferlerinin amaçları ve sonuçları tartışılsa da Timur bir hükümdardı ve hükümdarlığının gereği olarak Cihan'a hükmetmek ve posta tek hükümdar olarak oturmak istemiştir. Bütün mücadelesi ve uğraşı bu minval üzerine değerlendirilmelidir.

YORUMLAR

  • 1 Yorum

Son Yazılar